26.11.2009
Bugün Perşembe, kurban bayramı arifesi... Havalar Kasım sonu için çok güzel...
dün sabah oğluşu aradım, kaçta uyandığını daha ben sormadan “bugüün kaçta uyandım biliyor musun” dedi... “kaçta” dedim.. “10’aa” diye başladı, düşündü düşündü “10’a 9 kala diyim hadi” deyiverdi. J çok komik geldi böyle konuşması. Bizlerden duyuyor ve cümle içinde kullanıyor. Bu ara “sana birşey söylücem annecim”, “senle birşey konuşçam anne” gibi son kapanış cümlelerine başladı.. abudik gubidik şeyler söylüyor sonrasında da. İşte karnım ağrıyor, okulda şöyle olsaydı böyle olmazdı gibi... canım benim.. kuşodası planları yapıyoruz vakit yaklaştıkça. Umarım herşey yolunda gider...
23.11.2009
Geçen hafta gidemedim okuluma hiç. Keyfim epey yerindeydi ama akşamları hafif ateşim yükseldiği ve iştahsız olduğum için göndermeyelim dediler. Atatürk’ün evine de gidemedim dolayısıyla. Napalım. Aşı izin formumu okula teslim edemediğim için de, Perşembe de sağlık ocağında aşımı oldum. Cuma da gitmedim bu yüzden. Bütün haftasonu beynimi işlediler, okul seni özlemiştir, sen de okulu özlemişsindir ne güzel filan diye. Maksatları beni okula ısındırmak. E sabah apar topar uyanıp okula gittik, sonuç ne oldu? Geri gönderdiler beni annemle. Nedenmiş aşı olmuşum, aşı olunca diğer çocuklara bulaştırma riskim de olurmuş. Annem zaten bu hafta hasta olmıyım diyordu, annem için iyi oldu ama ben üzülür müyüm ki diye üzüldü o da. Bana bahane uydurdular ben üzülmiyim diye. “Annecim sen yeni iyileştin diğer çocuklar hastaymış sana bulaştırmasınlar diye geri gidiyoruz” dedi. Annem de öğretmenimin söylediği laflara karşı çakmayan hazır şimşek bende çaktı ve anında soruverdim. “neden o zaman hasta çocuklar gitmiyor evlerine?” annem şaşırdı ve gülümsedi, düşünmek için vakit kazanmak amacıyla, “evet annecim ama onlar servisle gelmiş galiba, geri gönderemiyorlar, hem sen evde birazcık daha dinlen annecim” diye salladı :)
Babaneme postalandım gene. Annem sevindi aslında çünkü, okuldan önce 18.2’leri görmüştük tartıda sonra 17. küsurlarda derken haftasonu 16.9 kg geldim hastalığımın da katkısıyla. Biraz evde toparlanırım diye sevindi aslında.
Havalar acaip güzel. Haftasonu 22-23 derecelerde süper güneşli bir hava eşliğinde pazara gittik annemle başbaşa. Hayatımda ilk kez. Marketten labne vs de alıp evde bir güzel çizkek yaptık ben bile yedim. Çok güzeldi.
Perşembe Arife. Kurban bayramı geliyor. Kısmetse herkes iyi olursa, Kuşadasına otele gidecekmişiz.
Çook mutlu oldum annem sana iyi bir haber vericem deyip de bunu söyleyince. Dün akşam tuvalette ben öne eğilmiş annem popomu silerken sordum ona.. “25 kasım’da herkes mi Kuşodası’na gidecek?” J “neresi neresi?” “kuşodası” “annecim kuşodası değil kuş-adası” dedi annem. “ama dayımlar kuşodası diyor oraya” dedim ben de.. “efe’nin oyuncaklarını hep kuşodasından alıyorlarmış” da dedim aklımda kalmış dayım oradan alıyor hep.
Dün akşam, son zamanlarda özellikle babamı o yoksa herhangi bir kimseyi sıkboğaz ettiğim favori oyunum olan top trumps kartlarında arabaların motor hacimlerini toplayasım geldi. 5-6 arabanın kartını sırayla elime alıp kafadan üstüste topladım 25 binlerde bizimkiler hesap makinasını alıp kontrol etmek istediler, doğru gidiyormuşum. 33 binlerde babam “yeter artık yorulma” deyip unutturdu bana. Bu ara kafadan çok fazla toplama çıkarma yapmak istiyorum. Sürekli etraftaki insanlara da sorular soruyorum, en çok annem bana cevap vermek için yırtınıyor. Çünkü onun da hoşuna gidiyormuş akıldan hesap yapmak..
17.11.2009
Domuz gribi mi ne oldum? L
Bu aralar böyle bir salgın var. Herkesler “aşı olunmalı mı olunmamalı mı” onu konuşup duruyor. Bu yüzden ölenler de var. Bizimkiler çok korkuyor.
Cumadan beri öksürük ve burun akıntım vardı. Pazar gecesi öksürükten uyuyamadığım için ilk kez okulumu ektirdiler bana, Pazartesi babaneme istemesem de postalandım. İyi ki de öyle olmuş, ne yesem kustum, su bile. Sonra da birşey yemek istemedim zaten. Akşam annemler koşarak eve geldiğinde ben yorgun argın baygın koltukta yatıp duruyordum. Ateşim çıkmaya başladı. 37.3 derken 38.3 e kadar ateşim de çıkınca, öksürük, kusma, ateş derken bizimkilerin aklı çıktı, “domuz gribi” diye. Babanem komik, ben severim diye uyurken fırına tavuk-patates koymuş J peah ne tavuğu.. bir çay kaşığı patatesi annem binbir şaklabanlıkla ağzıma sokabildi, onu da koca bir tas yemiş gibi çıkardım.
Mete amca yı aradılar birçok kez, mucize ilaç metpamid le önce bulantımı kestiler. Sonra da 5-10 tane çubuk krakerle bir dilim elma yemeye başlayınca annem göbek atmaya başladı.. Tavuk mavuk kendileri yedi afiyetle, ben çubuk ve azcık elmanın verdiği enerjiyle hesaplarımı yaptım, toplamalarımı yaptım sonra da uyuyakaldım ateşle.. J 579 ile 282 yi toplayamadılar dedi annem işyerinde de, onu kalkıp toplıyım derken ağzıma tepiştirdi zaten 3-5 çubuğu da J
Bugün iyiyim çok şükür, süt ekmek yedim, kusmadım, ateşim yok sabah sabah. Yarın iyi olursam kaç gündür beklediğim gezime katılacağım, Atatürk’ün evine gideceğiz, Selanik’e.. J
11.11.2009
Cumartesi Yiğithanlar geldi. Çoğunlukla her zamanki gibi güzel güzel oynasalar da, sonlara doğru ağlamaları tuttu Arda’nın, uykunun da basmasıyla. Oğluşum o gece 00.00’da yattı ve çook uzun zamandan sonra Pazar sabah 10:10’da uyandı. Ben de arada uyanmış olsam da o saate kadar uyuyabildim neyse ki. Süperdi geç kalkmak... J
Camları açarken baktım hava süper ılık, “haydin dedim dışarda kahvaltı yapalım”.. çok şükür ki evin beyler ben gibi değil, herşeye ayak uydurur. Gittik gölet e, tabi biz toparlanana kadar hava kararmıştı bile yağmur yağacak şekilde. Apar topar kahvaltımızı yeyip sonra balığımızı da alıp eve zor attık kendimizi yağmurdan önce. Pazar keyfi yaptık sonra da, harika bir yağmurun eşliğinde...
Arda’cım süper. Kalp boyuyor bu ara. Yapmadığı şeyleri biz boya desek bile asla boyamıyor. Hatta dün akşam kalp hakediş metinlerinden birini değiştirmemi istedi : ”yemeklerinden az da olsa yedi değil, yemeklerin hepsinden yedi” yazacakmışım metne artık.. J Hiçbir gün boyanmasın istiyor galiba sıpa. Kahvaltı zevklerinde değişme olmamış anladığımıza göre, sosis ya da pizza olan günlerde kuru ekmeğe talim hala okulda...Kilosu 17.7’nin üzerine çıkamaz oldu. 17.3’lere düşüyor ama.
“anne, anne” diye heyecanlı titrek bir şekilde seslenip koşturuyor bana doğru eve gelince. Sarıl bana öp beni diyor J ah yemez miyim ben seni...
Gece yanında yatmamı istiyor ille artık, kırmıyorum ben de uyuyana kadar. Ya da tam uyuyacağı sırada “artık git” diyor zaten. Ellerimi ısıttırıyorum ona. Hep benimkilerden daha sıcak oluyorlar tabi. Geçen akşam gene yattık yanyana. “ellerini ver ısıtayım” dedi. Verdim.” Bu sefer çok üşümemişler” diyor J ya da “ısıttım artık çekebilirsin” diyor bazen. Canım benim...
05.11.2009
Dişlerini fırçalarken taburesinden erken indi diye “pardon” dedi bana J
Dün akşam babanesinin doğum gününü kutladık, bana yardım etti, işbirliği yaptı bizimle. Mumları dikti(üflemesini de o yaptı tabi), ışığı söndürmesi için babasının kulağına fısıldadı. Canım benim öyle tatlı, öyle arkadaş ki bize.. Maşallah.
30.10.2009
29 ekim perşembeye gelmesi sebebiyle 28-29-30 ekimi tatil yapıverdiler gene okullarda. Bir gün önce akhisar’dan henüz gelmiş olan anane-dedemiz de 28 ekim günü bakıcılık görevinden son anda cayınca arda’cım yarım gün babasına kaldı. Benim işim ve işyerim de müsait olunca o gün saat 11.00 gibi gidip aldım oğluşumu. Nerde o eski Arda? Beni yerin dibine soktu nerdeyse. Koridor boyunca koştu durdu pat pat diye, insanlara bağırdı, şımardı. Koşma dedikçe koştu zor tuttum kaç defa. Daha önceki gelişlerinde böyle değildi bu çocuk. Neyse ki çabuk 12.00 oldu da çıktık servise binip eve döndük.
Evde kuzu tabi.. daha uslu.
“Öğleden sonra evdeyiz çok güzeelll” dedi durdu kıyamam.
29 ekim’de de 1 saat okulda törenleri vardı. Şiir okudular sınıflar.
Eve dönüp biraz resim biraz yemekle geçti vaktimiz.
Hava çok güzeldi erken çıkıp önce babaya, sonra foruma takıldık. Sonra da Bade’lerle Ayşegül’lere gittik. Orada da hiç eskisi gibi değildi. Yaramazlık yaptı ışıklarla oynadı, DVD ile oynadı, yapma dedikçe koştu gürültü yaptı. Kızlar Arda’dan şikayet etti durduysa da aslında çocuğumun hep onlarla oynamasını istediler. Dönüşte de bugün okul olmadığı için babanesine arkadaşlık yapmak üzere onu oraya bıraktık. Dedemiz amcayla Bodrum’a gitti çünkü, amcanın yeni alınan yeni arabasıyla. J
Arda’ya babasında kahvaltıda ne kadar yediğini sordum. Peynir yemiş. “ne kadar yedin mesela bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yemen lazım annecim” dedim. Önce “kibrit ne?“ dedi.. “tabi artık çakmaklar var arda, çakmak gibi birşey kibrit” dedim... Top trumps kutusu üzerinde gösterdim bir şekil, “bu kadar büyüklükte” dedim. Birkaç saat sonra kendisi diyor, “ben çakmak kutusu kadar (sonra düzeltip) ya da kibrit kutusu kadar peynir yedim babamda” diyor J Çok güldüm çağrışıma..
Dün de bir ara ben mutfaktayken yanıma gelip “annecim ben sana zorunluyum” dedi. Ne demekse...
27.10.2009
“annecim ben iyileşene kadar isterseniz beni yarın okula götürmeyin” dedi wc de otururken.
“arda cım sen hasta değilsin ama” dedim.
“ama bugün çok hasta oldum çok öksürdüm” dedi... ayy başladı mı ne okula gitmek istememe durumu...
26.10.2009
Birkaç gündür gözümüze “toz kaçmaya” devam ediyor. Durup dururken gözümüze toz kaçıyor ve gözyaşlarımız akıveriyor inci gibi. 2-3 damla sonra geçiyor ama. 30 sene öncesini yaşar gibiyim. Benim de gözüme toz kaçardı, ağlamazdım :P, gözüme toz kaçtığı için gözyaşlarım akardı kendiliğinden. Bu durumu hiç Arda nın yanında konuşmamama rağmen aynı bahaneyi aynı şekilde nasıl uydurabiliyor, bu da mı genlerden geçiyor pes dedim artık J
Okula ne keyifle ve istekle gidiyordu ilk günler, hala “gitmicem” demiyor ama evde biraz mutsuz, okulda da gözyaşları akıveriyormuş durup dururken.. Ve kahvaltıda hiç ama hiç birşey yemiyormuş. Umarız hasarsız ve çabuk geçer J
Haftasonu keyfini yerine getirebilmek için didindik durduk. Cumartesi ona bamya yaptım. Yemek daha pişerken söyledim ona.
“Arda bil bakalım sana bugün ne yemek yapıyorum?”
“Ne?”
“En sevdiğin yemek?”
“bamya???”
“eveettt”
Koltukta oturuyordum, geldi kucağıma oturdu ve sarıldık. Arda bu. Bunu yapan Arda. Her geçen gün şaşırtıyor bu beni yaaa J yedi mi? Eh işte çok değil tabi ama en azından daha severek. Çok mutlu oldum tabi...
Bu aralar 17.5 kg da dolaşıyor...17.00-18.00 arası gidip gelmekte kilosu.
Cumartesi Sarper’lerdeydik. Arda çok iyi vakit geçirdi. Tabi biz de. Yedik içtik tıkındık. Çok şiştik gözleme ve katmerlerle...
Bu Pazar saatler geri alındı. En sevdiğim saat değişikliği. Ama her saat oynamasında olduğu gibi gene normaldışı bir gündü ve fazladan 1 saatin nasıl geçtiğini anlamadım J
Dün akşam Arda’ya biraz bahsettik, bahsetmemiz gerekiyordu, yoksa dikiliverir, sabah ortalık aydınlanırsa saat 06.00’da. Ama nasıl anlatacağız?
“arda gün ışığından faydalanmak için saatleri değiştiriyorlar böyle bazen(sonra aklıma geldi) hani hatırlıyor musun mart ayında filan da ileri alınmıştı, o zaman da söylemiştim ben sana, gün ışığından daha çok faydalanmak için saatler ileri alındı” demiştim hatırladın mı?” Diye sordum.. 3-5 sn geçti ve beklenmeyen cevap...
“hani o zaman, CHP, MHP bayrakları da asılıydı de mi??” dedi... ne alaka oldum ben önce.. seçim zamanı mıydı yoksa Arda? Ve devamı..
“29 mart Pazar günü müydü neydi o zaman” dedi tekrar...
Tarih manyağı bana bile kal geldi durdum düşündüm.. evet öyleydi.. seçim olduğu gün, saatler ileri alınmıştı biz oy kullanmaya gitmiştik ve o gün 29 Mart Pazar idi J
22.10.2009
İlk okul vukuatımız, dün gelince babanesine ağlayarak anlatmış. Boynunda asılı yaka kartını koparmış Ğiğitalp(Yiğitalp deyince biz düzeltiyor Ğiğitalp diyor) bizimki de ağlamış, gözleri akşam 20.30 da geldiğimizde kıpkırmızıydı, gündüz ilk geldiğinde nasıldı kimbilir, babanesi çok ağlamış diye düşünüp bizi aradı. Sonra sorduk ki, bahçeye de çıkmışlar, hava rüzgarlıydı, alerjik olduğu için ondan da kızarmış olabilir.
Akşam kapıda beklerken ben de aşağıdan çıkarken muhabbet ediyorduk, son katta karşımda onu kırmızı gözlerle görünce yüzüm asılıverdi sanırım bana dedi ki “sen niye üzgün baktın şimdi”. Demek ki çocuğum hemen anlıyor yüz ifademizden birşeyler...
20.10.09
“annecim, babacım, dedecim, babanecim” diye hitap ediyor bu aralar. Allah içimiz eriyor tabi böyle konuştukça, ben şahsen bitiyorum yerlerde sürünüyorum, duyunca bu lafları.. J
Kahvaltı olayımız hala kötü, geçen gün pişinin yanında verilen 2 parça domatesi yemiş çatalla ve okulda da olsa ıhlamur içmeye başlamış. Bunlar sayabileceğim en büyük karlar bizim için J
Ihlamuru evde içmiyor ama okulda içiyormuş onu sadece öyle diyor. Omlet, yumurta, sosis, zeytin, büyük çayı, pizza hala yemediklerimiz arasında. Dediğine göre bazen sadece meyva suyu içip geliyormuş Öğlen 14.00’e kadar aç böylece. Nereye kadar gidecek bilmiyoruz tabi. Kilo veriyor...
12.10.2009
Sabah uyanmıştım alarmdan önce kalkışa hazırlanıyordum.. Arda cım uyandı kendi kendine “benim çişim gelmiş” dedi duyuyorum ben ve kalktı wc ye gitti. Ayağında da terlikler aferin... bekledim dönüşte bize gelecek diye gelmedi, pıt pıt yatağına tekrar.. yatağından sesleniyor “annee üstümü ört benim” hatırladım; üstünü açmasın diye öyle tembih etmiştim ben ona, tuvaletinin geldiğini farketsin kaçırmasın diye de “benim çişim gelmiş de ve kalk annecim, tekrar uykuya dalma sonra yatağına yaparsın” diye bin tembih etmiştim yatağına kaçırdığı zamanlarda. Hava serinlediğinden beri de “gece tuvalete kalkarsan bize seslen gelip biz örteriz sakın üstün açık yatma ardacım” demiştim.. Bunlar bizim kopyamız ya, ne verirsek alıyorlar.. Çok iyi şeyler vermeliyiz onlara hep diyorum ama sonra unutuyorum L dinliyor demek ki dediklerimi ve Allah bilir her wc ye kalkışında bunlar kulaklarında çınlıyor canım benim J
Düşünce gülümsedim.. Pazartesi sabah sabah bir insanı başka ne güldürebilir çocuğundan başka.. “arda gel annecim saat çalacak artık” dedim.. Koşa koşa geldi tabi canına minnet onun J
Biraz yattı yanıma, sonra kalkıp oturdu hemen yanıbaşımda. Ben yüzyukarı yatıyordum, bir süre sonra kafasını göğsüme koyup yattı gene göğsümde.. O an ve şimdi daha çok, ne kadar güzel bir duygu geldi bu bana, tarif edilemez.. Çok şükür Allah a....
Haftasonu Akhisar’daydık, dün kahvaltıdan sonra geldik hemen Hüseyin dedemizin zeytinliğine gittik, kırmalık zeytin toplamak ve daha çok mangal keyfi yapmak için. Oğluş öyle güzel yeşil zeytin topluyor ki, ne kendi torbasına başkasının koymasına izin verdi, ne de kendisi başka torbaya koydu. Benden daha çok, daha büyük ve daha düzgün topladı o kesin J üstelik de konuşma performansından hiçbir şey kaybetmeden. Bıcır bıcır hem konuştu kendi kendine, hem torbasına doldurdu bir bir zeytinleri, ben oturup çay keyfi yaparken uzaktan bir taraftan da onu izledim, dinledim. Çubuk kraker gibi incecik ufacık birşey J diğer ağaçtaki babasına sesleniyor anlamsız bir cümle tabi de olsun maksadı bizim gibi uzaktaki birine bağırarak birşeyler anlatmak.. “ben bu ağacı bitirince ya başka ağaca geççem ya da oraya gelcem, tamam mııı?” J
05.10.2009
Hasta oldu bile. Çok öksürüyor. Dün akşam yatarken “üniversiteye kadar okula gidemicem mi şimdi ben, derslerimden geri kalcam” diye söylenip duruyordu kıyamam. Sabah da “istersen okula gitme” deyince ağlamaklı oldu mecburen götürdük, umarım kötüleşmez.
Haftasonu babamız 2 gün de çalıştığı için sabah kalkış saatimiz olan 07.00’den akşam 18-20.00 lere kadar başbaşaydık oğluşumla. Dün hele çok yalnız kaldı ben ev işlerine kalkışmıştım. Vicdan azabıyla iş yaptım durdum evin içinde. Oğluş hasta L
Ara ara gönlünü almak için gıdıklama, Arda’yı yeme aktivitemizde bir ara “şuna bak ya boğazını bile benden almış” dedim. “Sende 2 tane boğaz vardı bir tanesini bana mı verdin?” diye sormaz mı? J Çok güldüm tabi. “herşeyini benden almışın işte” dedim tekrar. “herşeyden sende çok vardı herkese sen mi veriyosun? Sende yanak, kulak çok vardı da herkese mi veriyodun sen, ben de senden almışım” diye devam etti J çok düz mantık algılıyorlar ya...
01.10.2009
Akşam biraz mahcup ama sevinçli zıplayarak yanıma geldi. “bugün yakınımda 3 tane çok güzel kız vardı, ben onlara öpücük attım böyle..” dudaklarını büzüştürüp muck diye içten bir sesle..ben nası yani kalakalmışım... “öyle miii? onlar ne yaptı annecim?” gene gülerek, “onlardan biri de bana öpücük attı” bacaklarıma yapışıyor... bu arda mı yaa oldum ben...
Akşam yatırdım sırtını kaşıyorum öpücük yapıyor gene yatağında.. “Napıyosun annecim?” “ o kızlardan biri uyumuştur ben ona öpücük atıyorum”..
Sabah uyandı saatten önce.. “sabah öpücük atması yok mu” dedim.. muck muck yaptı.. “kime yaptın o kıza mı” dedim.. “hayır sana yaptım” dedi.. canım benim. Nazar değecek diye çok korkuyorum ama koskocaman MAŞŞALLAH öyle mutlu ve hareketli ki. Okulun bahçesinde zıplayıp duruyor, sabah kapı açılmadan varıyoruz biz, açılmasını beklerken hop hop hopluyor etrafta... Umarım hep böyle olur da sıkıntı çekmeyiz inşallah.. Çok korkmuştuk istemeyecek okulu diye.
28.09.09
Perşembe dediğine göre hiçbir şey yememiş kahvaltıda. Sarelle ekmek, peynir, zeytin adaçayı varmış. O yüzden sticker alamamış. Cuma gevrek-peynir varmış. Bir parça yemiş, bir tane daha istemiş. %90’ını bitirmiş... Bilemiyoruz tabi bunları o anlatıyor.
Dün akşam durup dururken diyor. Bir kız varmış, zeytini çekirdeğiyle yiyormuş. “Olur mu hiç Arda” dedim. Dikkat ettiği şeye bak.. “ama öğretmen o kızın tabağına 3 tane zeytin koymuşmuş, sonra bakmış kızın tabağında zeytin yokmuş, 2 tane çekirdek varmış, demek ki zeytinlerden bir tanesini çekirdeğiyle yemiş.” Böyle diyor. Oğlum sen başkalarını izleyeceğine kendi zeytinlerini yesene J hatta hayatında bir kez olsun zeytine dokunmamıştır bile.. bir kerecik eline alsan bile olur J
Cuma günü de öğretmen kitap okurken az gürültü yapana ya da az konuşana sticker vercem demiş, bizimki kapmış tabi bir tanesini.. çok söz dinler oğlum maşallah. İlk stickerı kırmızı araba üzerinde sandviç :P keşke yeşil araba olsamışmış...
Haftasonu defne’siz defnelerle, sarperler geldi. Sarper le çok güzel oynadı ve eğlendi. Şimdiye dek olmadığı kadar.. Dün de babamızın pek sevmediği arda’nın çok sevdiği Hasanağa bahçesine gittik, Cumartesi akşam da, Pazar gündüz de kek-börek beslenme saatlerinde pek güzel oturup yedi oğluşum.. Ama kilo vermiş hemen, dün akşamüzeri 17.4 kg geldi. 18.1’e kadar çıktığı olmuştu.