Arda Ege Erdoğan

22.03.2005 günü sabahı neredeyse güneşle birlikte doğuvermişim. Annem Ebru, babam Armağan'ın asıl güneşi de benim zaten. Günümün çoğunu babanem ve dedemle geçiriyorum, şikayetim yok. Bir sitem vardı, bir de blogum oldu..Hoşgeldiniz...

Wednesday, January 18, 2012

22.03.2010


22.03.2010

22.Mart bugun. Oğlumun 5.yaşı doluyor.. hayatımın dönüm noktası günü 22.mart.
Su gibi geçti zaman.. canım benim.. İyi ki doğdun, daha doğrusu iyi ki Allah seni bize verdi.

Dün akşam yatak muhabbetimizde “gamzelim” diyor bana, ben onu öyle seviyorum diye.
“malesef benim gamzem yok annecim sende var, sana da babandan geçmiş” dedim. Benim annemde olup olmadığını sordu yok dedim.. “babanda ve babanende var, sana da babandan geçmiş” dedim. “olmaz ki, çocuklara annesinden geçer sadece” dedi. “neden” dedim. “çünkü 9 ay ben senin karnında büyüdüm de ondan” dedi.. düşündüm ne desem... “annecim babaların da etkisi olur çocuklarda” diyebildim... “anladım” dedi sadece..komik.. ne anladı acaba...?

02-2010

21.03.2010
Bu haftasonunu oğluşuma ayıralım dedik. Cumartesi doktor sonrası “inciraltı” dedi. Dün de gölete gitmek istedi. Ispanaklı böreğimizi pişirdik harika oldu. Gölet’te yedik sıcacık.. hava öyle güzeldi ki. Rüzgarsız, sıcak ya da soğuk değil... uçurtma uçurduk. Yoldan babamız top almıştı top oynadılar çok güzel. Arda yeni yeni toptan hoşlanmaya başladı. Bırakmak istemedi hiç topunu. Köpek yarışması vardı onu da seyrettik. Çok güzel hava aldık, mis gibi. Dönüşte de babaneler geldi amcası gelmiş Bodrum’dan.. iyi oldu.. Küçük bir kutlama yaptık 1 gün öncesinde..



13.03.2010
Bu akşam ilk kez kendisi yedi ve bir hamburgeri ilk kez bitirdi. Basbayağı 2 eliyle tuttu ve yedi kipa’da. 1 haftadır işteh için zyrtec şurup veriyoruz onun etkisi sanırım ama. Dün akşam da benden fazla yemek yedi mesela.. Maşallah iyi iştahı 1-2 gundur ama geçici sanırım damla sebebiyledir diye düşünüyoruz… L
Aman ne laflar.. geçen akşam kalkacağız babaneden “hadi Arda” diyorum. Cevap:
“üzgünüm.. şu resmi bitirmek zorundayım”
Dün akşam arkamdan mutfağa geliyor pek gelmez.. “noldu annişkom” diyorum.. cevap:
“birincisi senin ne yaptığını bakmak istedim.. ikincisi ben de elma portakal soymayı öğrenirim belki.. üçüncüsü sen yalnız kalma diye geleyim dedim.. anneciiiimm” diye de ekledi bir de… canım benim..
Bugün armağan gene 444’e gittiği için, benim de aklımda yarım kalan işler olduğu için ve de hava aniden çok güzel olduğu için oğluşla işyerime gittik..(hava güzel olunca insanlar genelde işten kaytarır tab canım benim onunla işe gitmek de her şey de çok keyifli.. arkadaşım artık o benim.. çok güzel uslu durdu.. daha doğrusu beni hiç üzmedi, gene koşturdu durdu bizim koridorda, tahtaya çok güzel resimler yaptı, 3 kurabiye 2 meyve suyu indirdi mideye..maşallah.. ben de aklımdaki işlerin pek çoğunu yaptım.. bu ara yeni başladığım carfi bw kurulum işinin de katkısıyla, işlerden kaldıramıyorum başımı… sağlık olsun da….


08.03.2010
Haftasonu Akhisar’daydık..cumartesi akşam sırf salata yemek için masaya oturdu çok hoştu, lahana, havuç karışık yapmış ananesi…



04.03.2010
Birçok kelimeyi hem güzel söylüyor, hem de güzel kullanıyor, çok da güzel ve uzun cümleler kuruyor. Ancak bayıldığım bir kelimesi var. “bırak” lafı hep “biyak” şeklinde çıkıyor ağzından ve bayılıyorum böyle söylemesine öpüyorum onu. Bazen de dalga geçer oldum.. “bıraktım” diyecek mesela, “biyaktım” diyor... “ne güzel söylüyorsun Ardiş’kom” diyorum.. gülüyor o da...
Dün gece gene wc için kalkmış gelmiş bizim odaya canım “benim benim tuvaletim gelmişti sen benim odamda bekle beni” gibi birşey söyledi. İskelet kıyafetiyle..Gece gece güldürüyor bizi. Gece wc den sonra klimanın sesini duydu, uyku haliyle konusuyor.. “ bir ses duydum o da neydi?” “klimadan annecim” “klima nasıl öyle ses çıkarabilir?”. Ay arda cok uykum var uyu diye gecti içimden ama “çıkarıyor bazen arda’cım” dedim yattı paşa paşa mışıl mışıl uykusuna dalıverdi bile..
Siyah üzerine fosforlu iskelet resmi var pijamasında..çok güzel. Sabah da biz uyandırmadan önce uyanmış bize doğru geliyor, baktım karanlıkta bir iskelet gördüm yürüyen, çok güldüm...
Okuldan sık sık taç geliyor eve kağıttan yapılmış. Dün gelen tacın üzerinde harika bir araba resmi yanında da daha küçük ev ve ağaç resmi var. “bunu kim yaptı öğretmenin mi?” diye sordum. “ben yaptım” dedi. O kadar güzel ki anlatamam..”bir yere bakarak mı yaptın?” dedim .”hayır” dedi. “bi keresinde yumurcakta çöp kamyonu çizmişlerdi onu izlerken öğrendim, tekerlekleri birleştirmesini de öğrendim” dedi. Hatırlıyorum o günü..Şükrettim Allah’a.. herşey için...

01.03.2010
Cumartesi evdeydik yağmur yağdı çok.. öksürüğü var gene..antibiyotiğe başladık.
Pazar da armağan ın işi vardı tesadüf de ayşegüllere emreler de gideceği için biz de gittik oğluşla... 13.30’dan 18.45 e kadar oradaydık. Emre abisi(9 yaşında) ve Ayşegül(5.5 yaşında) ile çok güzel vakit geçirdi Arda’cım. Zeynep’i de tüm bebekler gibi okşamaya kıyamadı üzerine eğilirken kendi yanaklarını sevdi durdu. Zar zor mutfakta köfte yedirirken oyalamam gerekiyordu. Emre’nin matematik problemlerini sorduk hep birlikte. Onlarla oyalandı biraz, kendisi de bir problem uydurdu sonra ve sordu bize.

Arda:
“bak 19 tane mandal var, kaç tane çamaşır asabilirim?”
Ben:
“bir çamaşırı kaç mandalla asıyorsun annecim?”
Arda:
“2”
Ben:
“hmm kaç tane acaba?”
Arda:
“8 tane”
Selda teyzesi:
“8 mi..9 olması lazım sanki bir tane de elimde kalıyor hatta”
Arda:
“bir tane de çorap vardı da ondan”

26.02.2010
Birkaç gündür gece tuvalete kalktığında bana komut veriyor, kendi odasından sesleniyor, durumu organize ediyor: “anne benim çişim geldi, ben tuvalete gidiyorum, sen beni odamda bekle tamam mı?” gece saatin 02.05’i, 04.22’si ya da 05.25’i hiç farketmiyor bu veya buna benzer cümleler dökülüyor ağzından. Çünkü çok uzun zamandır gece kalktığında bize sesleniyor biz de gidip üstünü örtüyoruz, çoğunlukla da benim çok uykum olduğu için ben anca odasına gidip, yatağında oturup bekleyerek geçiriyorum o zamanı. Üzerini de örtüp, “canım benim” deyip öpüp ayrılıyorum yanından. İlk kez Pazar akşamı oldu sanırım bu üst örtme organizasyon muhabbeti ben uyanamamışım babası kalkmış ya da kalkamamış ikimiz de emin değiliz durumdan, bize kızıyor “a anne tuvaletin kapısında da beklemiyorsun, benim odamda da beklemiyorsun sen nerdesin” gibi söyleniyordu, babası kalkmış kurtarmış durumu. Ondan beri hemen her akşam bu cümleleri sarfedip duruyor: “ben tuvalete sen benim odama şeklinde”
Geçen ctesi tiyatroya gittik oğluşumla ilk kez başbaşa..hiç istemedi gitmek nedense.. Pinokyo. 11.30’da başlayacaktı.. 11.25 de diyor ki, yani daha başlamadan, “bitmesine az kaldı”. Dakka başı saati sordu durdu sonra. Hep telefonu gösterdim ben de saati görsün diye. Çıkarken “beğendim” demez mi bir de.. çok sıkılmış ama beğenmiş de. Sonra da metroyla bornova parkına gitmek üzere bornovaya gittik. Dinç pideye oturduk oğluşla. Lahmacun istediğini belirtti. Başbaşa lahmacun keyfi yapıp sonra da bonova parkına yürüdük. Akşam üzeri eve geldik, yemeğe Efe’leri çağırmıştık. Çok da eğlendiler maşallah. Ona da bana da alışık olduğumuzun dışında hareketli bir Cumartesi oldu. Sırf Bornova parkını seviyor diye Bornova’ya gitmek de bir lükstü bizim için..Hayatında ilk defa girişi de olsa Kemeraltına girdi çocum. Tiyatro için biraz erken varmıştık. Sabahın 10.30 unda Konak’taydık. Küçücük bir kısmını gördü oğluşum ve “oo buranın hepsi kemeraltı mı” diye şaşırdı. “oo oğluşum burası kemeraltının anca onda biridir” deyince daha da şaşırdı. Aslında imkan varken bizim için küçük ama onun için çok büyük önemi olan şeyleri yaşatmalıyım ona...
1-2 gündür kırıklığı var. Hafif ateş, öksürük, grip hali. L




12.02.2010
Satranç deyince tombala bile duruyor şu anda..hemen eve gidebiliyoruz satranç oynarız dersek...dün akşam üzerimi çıkarana kadar sen oyunu hazırla dedim.. hazırlamış geldi yanıma.. “aa sen daha çıkarmadın mı kıyafetlerini” dedi..”kıyafet deniyorum arda’cım bak bu nasıl olmuş, bu nasıl olmuş” diye oyalamak için sorular sordum.. herşey için “güzel oldu” dedi.. kemerimi sordum en son..”kemer de iyi oldu bence, belini sıkmadı iyi oldu” dedi..komik..modeli sarkık bele oturmayan bir kemer zaten o dikkatini çekti ama saçma da bulmadı..en son dedi ki..”iyi olmamış deseydim ne yapacaktın” J ah dedim sen de başından gideyim diye baban gibi “iyi olmuş” mu diyosun yoksa bana..
Sabahları uyandırmak çok keyifli hala onu.. masaj yapıyorum omuzlarına kollarına bacaklarına..geriniyor geriniyor.. “günaydın günaydın bebeğim”i söylüyorum hala..aynen daha taaa 1-2 aylıkkende olduğu gibi.. hamileliğimin son zamanlarında sabahları sırf onun için bazen erkenden kalktığım TRT1 de yayınlanan “günaydın Türkiye” nin cıngılı.. bebişim doğduktan sonra da izledik.. sonradan RTÜK e takılıp kaldırılmıştı..


10.02.2010
Rutin akşam dede tekmelemesini yapıyordu gene... el atmak zorunda kaldım olaya..
Bana kızmış olsa gerek gülerek diyor ki sırtıma tık tık yapıp..
“seni mail yapcam internete gircem vınn Antalya’ya göndercem” dedi.. yuh..kal geldi hepimize...
“nasıl döncem” dedim.. düşündü ciddi ciddi.. tekrar tık tık yapıp sırtıma, “vınn geri geldin işte” dedi J
Bay bilmiş...
Eve döndük.. gene diş fırçalarken yumurtladı.. bu diş fırcalama seanslarımızda çok şey öğreniyorum onunla ilgili..
“bana montumu giymeyi öğretir misin” dedi
Birşeyi öğrenmek istemesi hem hoşuma gitti, hem de bunun tecrübesininin onu üzmüş olabileceğini düşünüp üzüldüm.. biri birşey mi dedi ki.. bazen öğretmeni giydiriyormuş bazen Ali Amca’sı(servisçi)
“şimdi mi yarın akşam mı” diye sordum.. “şimdi” dedi. Tabi kalkışınca da cıvıttı.. neredeyse tüm öğrenme niyetlerimizde cesareti yok, hep cıvıtıyor.. denemek bile istemiyor..yapamam ben diyor...
“dünyada ne kadar öğrenecek şey var” diye sordu akşam.. “oo çook sonsuz tane” dedim.. benim kaç yaşımda ne öğrendiğimi sordu.. ben gene konuyu “çorba yemeyi öğrenme”ye getirdim... “hiçbir zaman çorba istemem ben de” dedi sırıtarak çözüm olarak J
Bayılıyorum bu çözümlere..
Bu arada geçen gün “2010 yeni bir yıl geldi” demiştim.. “inşallah iyi şeyler getirir yeni yıl bize” dedi J
Pekmez içiriyorum 1 tatlı kaşığı sabahları..
Zıplamaya başlıyor pekmez sonrası.. enerjin mi geliyor hemen diyorum..”titretiyor bu pekmez beni üşütüyor” diyor..
Bu arada babası ve kendisi kendisine “ayarsız enerji” ismini takmışlardı bir süredir.. bu sıfatlar dolaşıp duruyor evin içinde sabah sabah J
Dışardan ve sonradan baktığında aslında çok eğlenceli oluyor sabahlarımız. :) yaşarken aceleden hep sıkıntılı gibi gelse de..aslında çook zevkli gerçekten..

09.02.2010
Tatil geldi geçti, hiç eğlendiremedik oğluşumu.. geçen gün dedi zaten..çok büyüdü bu ya maşallah. Lafları büyük insan gibi...
“biz haftasonları hiç bir yere gitmiyoruz zaten” öylece kaldım nasıl yani nasıl böyle düşünebiliyor..atasözleri ve deyimleri öğrensin istiyorum kullanmaya başladı yavaş yavaş.. geçen gün “paçaları sıvamak” lafını kullandı ve doğru kullandı. Dün akşam da bir cümle kurdu tombala oynarken.. sonra da “atasözü gibi oldu bu sözüm” dedi, çok güldük..
Yılbaşından bu yana her akşam tombala oynuyoruz babanede istisnasız..bakalım bundan ne zaman sıkılacak... Cumartesi akşam da satranca başladık... bakalım nasıl gidecek...

“Hıçkırık tuttum” diyor.. J içinden 40’a kadar sayıyor her seferinde.. birinde hıçkırıktan şikayet ettiğinde öyle deyip rahatlatmaya çalışmıştım çocumu, istisnasız her seferinde sayıyor şimdi... geçen gün 89’da geçti diyordu J
Hala çok iştahsız zorla yedirmeye çalışıyoruz. Kilosu 17.1.

25.01.2010
Hava öyle soğuk öyle soğuk ki, birkaç senedir bu kadar soğuk olmamıştır heralde. Haftasonu hava sıcaklık dereceleriyle uğraştı durdu zaten oğluşum. Bugün Pazartesi de –‘lere düşecekmiş deyip duruyordu.. gece babanesinde kaldı, sabah telefonda konuşurken hava sıcaklıklarını soruyor.. diyaloğumuz aşağıdaki gibi:

“Sabah arabada -1 gösteriyordu, otobana çıkınca -1.5 a kadar düştü, sonra -1 oldu, işe varırken de 0 dereceye yükseldi ardacım...
Yani anlıycan gösterge -1 ile 0 arasında gitti, geldi annişkom..”
Hiç düşünmeden ...
“-1.5 ile 0 arasında diceksin akıllım...”
“Tamam pardon pardon”

2010



24.01.2010
Öyle iyi bir çocuk ki oğluşum benim Maşallah.. bazen huysuzluğu ya da gözünün kimseyi görmemesi tutuyor ama içi öyle iyi ki.. babası uyurken üstüne atlayıp uyandırmayı çok seviyor... Cumartesi akşamı babamız bizden önce uyuyakalınca, her akşamki rutin “iyi geceler” dilemesi konusunda uyardım oğluşumu.. “bak annecim baban uyuyor üstüne atlama, uyuyan insanlar korkabilir, babalar hiçbir şeyden korkmaz ama uyurken aniden bağırınca da ne oluyor diye kalbi küt küt atar” dedim... pijamalarını giyerken “sen izin verince gitçem babama iyi geceler” dicem dedi.. canım benim.. “ah güzelim, tamam annecim tabi ki git söyle ama üstüne atlama yumuşak sesle seslen tamam mı o zaman hem korkmaz hem de seni duyabilir” dedim.. dediğim gibi yaptı geldi canım benim..
Pazar günü güzellik uykusundayken babamız farkettim canı sıkıldı, üzerine atlayası geldi,sonra aklına geldi, gitti.. battaniyesinin üzerinden eliyle o kadar hafif sever gibi yaptı ki.. sonra da yanağını okşadı birşey demeden bıraktı.. oyy içim eridi iyi kalpliliğine.. bir süre geçip hala uyanmayınca bu sefer gidip “hadi uyan artık çok uyudun” dedi ama gene her zamanki gibi azman şekilde değildi seslenişi...

Bir de.. Koltuğun arkasına saç bandımı atıp duruyor... dün 2.yi de atınca birşey demedim.. tüm çocuklar öyledir heralde de bizimkine yüksek sesle ya da kızarak birşey söyleyince ters tepiyor iyice. Sesimi çıkarmadım... sonra birlikte kardan adam kesip üzerine pamuk yapıştırma çalışmamız olacak diye etrafımda dolanırken... “ama saç bandım yok saçlarım önüme gelince önümü göremiyorum Arda’cım” dedim.. “dur ben alırım” dedi.. “hatta ikisini de alayım ben” dedi. Girdi sıkışık yerlere ikisini bir alıp verdi bana.. “hıh gördün mü nasıl da aldırıyorum sana ben işte” diyesim geldi içimden çok ama demedim artık... J yumuşak davranınca nasıl da iyi oluveriyor çocum benim...


22.01.2010
Bugün tatil başlıyor.. oğluşum gelişim raporu aldı karne gibi.... babanesi haftaya bizde kalırsın dedi... tatilde niye kalıcam ki sizde dedi..biraz geç anladık ki, “tatil tatil” deyip duruyoruz, bizi de tatil olacak sanıyormuş üzüldü..

2010 devam..

15.01.2010
Sabah bırakırken okula öğretmeni sitem etti.. “dün çorba vardı kahvaltıda, hep bugüne kadar yediriyordum, artık yedirmiycem dedim, kaşığı bile tutturamıyorum” diye. Ne yapıcaz annişkom seninle.. neredeyse 5 yaşını dolduracaksın ama sadece ve sadece bir kere o da yarımyamalak kaşık tuttun, azcık çorba içirdim sana, ve ertesi gün asıl lahana salatasını bile kaşıkla yemeye cesaret ettin.. bir daha da hiiç kaşık tutup birşey yemişliğin yok annişkom ya... L
Dün akşam bana biraz bahsetti ama “öğretmenim kızdı, yağmur ve tuna bile kendisi yiyormuş, sana yedirmiycem artık dedi” diye...


14.01.2010
Ballı sütünü hazırlıyorum yavrukuş’umun. Pınar’ın plastik şişesinden koyuyorum.
“Ne koyuyorsun öyle sütümün üstüne?”
“süt annecim.. pınarın böyle sütleri de var”
“herşeyi aynı mı aynı süt mü?”
“evet annecim aynı sütü bu kutuya koyuyorlar bazen. Yılbasında işyerinden hediye ettiler bize”
“tadı da mı aynı?”
“evet annişkom herşeyi aynı”
“hıı tamam o zaman”

İlginç laflarımız...
Herhalukarda(biraz zorlanarak ve tekrar söylesin diye biz anlamamış gibi yapınca her durumda diye çevirerek)
Duruma bağlı
Muhtemelen(ben 20 yaşından sonra öğrenmiş ve kullanıma başlamışımdır)
Karşıma fırsat çıkarsa..
Haaaaaa...(Söylenen birşeyi biraz geç anlayınca ve ya öyle mi anlamında)

Tuesday, January 17, 2012

2010 geldi..



07.01.2010
Babamız Gölmarmara’da olduğu için ve geç geleceği için biz erkenden evimize dönüyoruz bu akşam.. evde..
Ben ceviz kırarken..
“ooo parmağım acıdı”
“oğğ bakayım bakayım neresi” diyerek yanıma gelir...vurgulama ses tonu herşey bizle aynı..
“seveyim geçer belki” yumuşak yumuşak masaj...
“geçti annecim sağol iyi oldu” ben zevkten dörtköşe ama çaktırmıyorum...
“iyi bari geçtiyse” kalkıp labirent bulmacasına devam eder....
Kopya bu ya.. herşeyiyle kopya bizimle...
Bir tanesi zor gelmiş mızıklamaya başladı..
“pekmezimi de verdin sen bana ama kafam gene de çalışmadı çözemiyorum ben bunu”
Ayyy çok komiksin sen güzel oğlum benim ya.. 1-2 akşam önce birşeyle uğraşırken tesadüf pekmezin üstüne sorununu çözmüştü “bak pekmezini içtin çözebildin” demiştim ben de onu hatırlıyor ve sonuna kadar inanıyor bize yaaaaaaaa....... J
Armağan geliyor elinde bir demet taptaze sümbüllerle.. oğluna vermiş..Arda da bana getiriyor.. “al bunları bir cam saksıya koy”.. tamam annişkom cam saksı yok ama vazo bulurum J


04.01.2010
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl sizlere kutlu olsun..
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl sizlere mutlu olsun..
Bir yıl daha bitti, bir yıl daha başladı...
Oğluşumla tombala oynadık çok eğlendik 31.Aralık’ta.. Yorgun bezgin yatıp duruyordu, iyi oldu. Babanedeydik...
Gece havai fişeklere kadar dayandı neyse ki...00.30 gibi yattı
1.ocak’ta sağolsun sabah 8 gibi uyandı..
“ben sabahları onu görünce çok mutlu olduğum için erkenden uyanıyormuş” öyle dedi bir de..
Kalkıp toparlanıp erkenden Akhisar’a gittik.. Dedemiz bizi karşıladı yine...
Ananemiz aşure yaptı onu dağıttık oğluşumlar Cumartesi günü...hava soğuktu..

Haftasonundan inciler:
“börek piştiyse yiyelim o zaman” (börek kokmaya başladı pişti heralde deyince biz annemle kendi aramızda, aaa acıkmış...)
“Poğaça rengi düğme” (böreğin pişmesini beklerken, seçtiği düğmeler içinde bir tanesinin rengini poğaça rengine benzetti..kesin acıkmış..)

En son 16.7’ye kadar düştüğü için ailecek üzülmüştük
Dün akşam banyo öncesinde tartılırken, 17.1 olduğunu görünce gözümün içine baktı sevinçle uçuyordu sanki gözleri ışıldadı canım benim. Benim tepkimi görmek istedi.. çok çok hoşuma gitmediyse de 1 hafta için iyi bir artıştı, bir de öyle güzel bakıyordu ki ağzıma, güzel bir laf çıksın diye..” afferin Arda’cım gördün mü bak” dedim ben de.. Çok mutlu oldu...

2009 bitiyor...

31.12.2009
Sabah biz kalkıyoruz, onu daha sonra kaldırıyoruz ne kadar uyusa fayda.. Bu sabah biz daha giyinirken gayet neşeli, sevimli haliyle odaya girdi “ben geldiimm” dedi. Ay bayıldık.. sivri çenesi iyice sivrilmiş, ağız üçgen şeklinde, gözler şiş ve kısık çok şekerdi :)

23.12.2009
Kuzum hasta oldu gene.. Perşembe-Cuma gidemedi okula...Cumartesi iyi dedik keyfi yerine gelsin diye uzun zamandır gitmediğimiz elit ve jokere gidelim dedik. Önce keyiflendiyse de zorla çıkardık evden, elit i istemedi, kapıya kadar gelmişken jokere gittik. Orada da pek keyifsizdi eve gidelim dedi durdu. Nitekim ertesi gün aşırı keyifsizlendi, okul sendromu dedim inanmadım ama çocum kulağım ağrıyo diye ağlamaya başlayınca işin ciddi olduğunu gördüm. Pazar Pazar hemen antibiyotiğe başlattı Mete amcamız. Kulak ağrısıyla kucağımda uyuyakaldı minik kuşum ağrıkesicinin de etkisiyle.
Bu hafta yerli malı haftası kutlanacakmış. Salı günü için fındık istediler Arda’cımdan. “ben fındık yemek zorunda mıyım” diye sordu o gün J “değilsin annecim ama sevdiklerinden ye” dedim ben de. Dün akşam sayıyor:
“mercimek köftesini, sarmayı kendi başıma yiyemediğim için, ıslak keki sevmediğim için sadece poğaça yedim”
Meyve ve çerezi bugün yiyeceklermiş.
“çerez yiyemem ben, muzu da kendim yiyemiyorum, elma yerim sadece” diyor bana.
Geldiler tabi bana gelenler...
“arda muzu nasıl yiyemiyorsun ya” diye kızdım.. yiyemiyormuş. Ama ertesi gün öğreniyorum ki çeyrek muzun az bir kısmını bırakmış geri kalanı yemiş.

Haftasonu incileri:
“bin milyon diye bir sayı var mı?”
(Bu çocuk bu basit soruyu niye sordu ki)
“yok annecim, 999 milyondan sonra 1 milyar gelir”
“yaaaa 999 milyondan sonra 999 milyon 1 gelir”
Çok güldüm tabi.. aynı tongaya babasını da bastırdık sonra J
bu basit sorudan sonra gitti oyun kartlarından “neptün” gezegeninin kartını buldu deşeleyip kartların arasında..
“e burda niye o zaman 7 475 milyon yazıyor” demesin mi?
“ardacım bazen öyle yazıyorlar yanlış yazıyorlar ama böyle yazılıyor” diye açıklama yaptım J
“dedenin şekeri var annecim ona küçük elma verelim”
“ya küçük elmada çok şeker varsa??”
Tv de cam çocukları görüp etkilenince babanesi ve daha çok ben vaaz veriyoruz:
“ençok yoğurt, peynir ve sütte kalsiyum var..”
Çerezlere de alışsın istiyoruz ya ekliyorum..
“başkaa ceviz, fındık, fıstık, badem de çok yersen kemiklerin çok sağlam olur hiçbirşey olmaz”
“ya insan ölene kadar onlardan hiiç yemezse??”

Wc de ben el yıkarken o da malum işini yapıp pantolonunu toplarkenki muhabbetimiz:
414*4 = 1664 mü eder yaa??
Ay gene başladın, bilmiyorum arda..(ama bende şüphe... önceden hesap makinasında yapmıstır simdi söylüyodur diyorum.. ve dayanamıyorum)
İyi peki o zaman 415*4 kaç eder?
Hmmm... Bin altı yüüzzzz atmış eder...
İyi kolaydı tabi o da o zaman 412*4 ü sorayım...
Yaaa.. deyip gülüyor...Binaltıyüüzzz kırk sekiz eder...o arada pantolon ancak kalkmış oluyor...
Ooyyyyy napıcaz seninle deyip konuyu kapatıyorum....




09.12.2009
Dün iyidi çok şükür, gözyaşı muhabbeti olmadı denebilir.
Yatınca nerden aklımıza geldiyse bu sene doğum gününe kaç gün kaldığını hesapladı.
22 + şubat 28 çekiyor 28 orası 50 eder + 31 = 81 ediyor dedi..öyle mi bilmem...
Aralıkdan da yılbaşına 23 gün kalmış(bu da 31-8 sanırım)
Doğumgünüme 104 gün kalmış dedi..



Sevdikleri,yedikleri:
Mandalin, portakal suyu, havuç, kek, zoraki muz, şeftali, kayısı, çilek, kiraz, bamya, ıspanak, karnıbahar, kereviz, köfte, pilav, makarna, poğaça, süt, labne, bal, pekmez, gevrek, meyvesuyu,

Sevmedikleri köşe bucak kaçtıkları:
Çok fazla J
mandalin, portakal, kavun,
Ceviz, bilimum çerez, zeytin, sucuk, salam, sosis, üzüm, çikolata, şeker, dondurma, puding, helva, bilimum tatlı, pasta, ayran, kuru yemiş.


07.12.2009
Ctesi Armağan çalışacağı için biz Cumadan oğluşumla bindik otobüse gittik Akhisar’a. Yol boyunca muhabbet ettik, tabi daha çok sayısal konuştuk. Öndeki amca inerken kaç yaşında olduğunu ve sayıları nereden öğrendiğini sordu. “söylemicem” dedi bizimki şımarık haliyle...
Cumartesi hava çok güzeldi. Bulutlu ama durgun ve ılık.. Dışarı çıkmak istedi canım. Sordum bizimkine.. “isteriiim” dedi hevesle.. çıktık ekmek almaya gittik, sonra fidanlık istedi oraya çıkıp toprakları bitkileri inceledik. Sonra da park tabi ki. Yürüyerek parka gittik. Kayamadı ama pis diye kaydıraklar. Yol boyunca konuştuk, muhabbet ettik. Çok keyifliydi, bazı bazı hayalini kurduğum yaşamdan bir parça gibi idi. Evde sürekli oğluşunla başbaşa, gezerek, gezerken muhabbet ederek geçen bir ömür. Dünyanda daha doğrusu kafanı kurcalayanların eşin, çocuğun ve ailenden başka kimsenin olmadığı. Gerisinin boş ve sadece sen ihtiyaç duyduğunda olduğu...
Öyle güzel ki o yaştaki çocukla sohbet etmek.. Horozdan bahsetmiştik daha önce. Akhisar’a gidince bir yerde öterse söylerim sana demiştim. Parka giderken bir evin bahçesinden horoz öttü. “bak arda bu horoz işte” dedim. Anında cevap “bu öğlen uykusundan uyandırmak için ötüyor heralde” dedi. Ben ona sabahları uyandırmak için öter demişim demekk ki. Saat itibariyle öğlen uykusu olduğu mantığını yürüttü demek ki... J
Öğle yemeğinden sonra gene çıktık dışarı. Taşlarla oynadık ceviz kırdık ben yedim tabi ki o ağzına sürer mi hiç.. sek-sek çizdim ona biraz denedi sonlara doğru iyi yapmaya başladı ama.. taş topladık, yıkadık, akşamında ona 40 taşı ve 5 taş oyunlarını gösterdim. 40 taşı o da oynadı. Azcık oynatıyor diğer taşı ben görmemiş gibi yapıyorum ama o anında kafasını kaldırıp gözlerime bakıyor ne diycem diye. Çaktırmıyorum çoğu zaman o bakınca bazen de “azcık oynadı taş ama neyse” diyorum filan... 5 taşı daha çok sevdi, ama beceremiyor tabi. Bri eliyle taşı atıp , diğeriyle yerdekini almaya çalışıyor. Sonra çok güzel taş ve bilyelerle oyun uydurdu kendince. Bana anlatıyor. “bak bunu böyle koyuyorsun, sona bunu böyle yapıyorsun, bu böyle oynanıyor” diyor filan...çok tatlıydı ya J
Cuma gecesi birlikte yatıp uyuduk, uyumaya çalıştım daha doğrusu tekmeledi durdu.
Gene de beraber uyumak süper canımla.

Dün gece evde yanına yatmamı istedi, “arda senden önce uyucam çok uykum geldi” dedim. Kolunu attı boynuma, “piş piş piş pişşş” dedi. Benim ona halaa yaptığım gibi.. J

Haftasonu gayet iyidi. Dün akşam 21.00’den sonra yatma muhabbetlerimiz başlayınca aniden çene titreyip gözler kızarmaya başladı “okulda gözyaşı gelmemesi” konusu açılıverdi. Konuştum konuştum hiç susmadan birşeylerden bahsettim ağlamaması için. Biliyorum çocukça takıntı ama içim eriyor ağlamasına, üzgün olmasına. Yatınca da sohbet ettik biraz. Bir ara kafasını kaldırıp, sağ eliyle sol elindeki parmaklarını kapatıp saymaya başladı. “ohooo, ilkokul var, lise var, askerlik var, üniversite var, iş var..işe kaç yaşında giriliyor?” diye sordu. Aynen babamın haftasonu Arda’yı telkin için okulları sayma şeklini yaptı. Parmaklarıyla.. askerlik de ondan kalma zaten belli ki...biz hiç bahsetmeyiz çünkü askerlikten... “ben 21 yaşında girmiştim işe” dedim. “babam?” dedi..”o da 23-24 yaşında heralde” dedim.. “ben en iyisi 22 yaşında işe gireyim” dedi. Mesleklerden de bahsettik sonra. Ben hepsini bulamadım o buldu bir kısmını. “kamyon şöförü, pazarcı” gibi gibi meslekler buldu bana..aferin dedim.. düşünüp bulmadı süper...


03.12.2009
“Okulda bi daha gözyaşlarımın gelmemesi için birşey yapar mısın lütfeenn?” dedi dün akşam birkaç kez.. gözleri yaşlanarak ve dudağı, sesi titreyerek...gözleri de hemencecik kızarıyor zaten ...içim eridi. Bir de babanesi, dedesi odada otururken ben de mutfakta tek başıma yemek yerken geldi yanıma.. benimle yalnızken mi konuşmak istedi bilmiyorum... bıraktım tabakları masada.. Sarıldım, “nasıl yapayım annecim” dedim. Telkin edici birşeyler söyledim durdum. “bilmiyorum, öğretmenimle konuş ya da gözlerimi sil bir daha hiç yaş gelmesin” diyor. İnsan çocuğu için herşeyi yapar.. elimden ne gelse de yapsam seni ağlatmamayı başarsam diye içim eridi, sarıldım. Yapacak birşey gelmedi başka aklıma...canım benim...

01.12.2009
Bayram bittii, tatil bittii.. çok güzel geçti tatilimiz. Beklenti içinde olmayınca mı ne çok daha mutlu ayrılıyoruz tatillerden. Bayramın 1.günü yani Cuma evden çıkış anımıza kadar valize konacaklar değişti durdu, ya üşürsek vs diye. Öğlen ardaya birşeyler yedirir yedirmez evde niye beklicez hadi çıkalım dedik çıktık saat 13.00 gibi, izmirdekilerle bayramlaşıp. Otele vardığımızda bizden başka kimse yok gibi düşündük. Issız, sessiz, müzik bile olmayan, şık ama terkedilmiş bir otel. Odamız sıcak ve ferahtır umarız diyerek çıktık 5.katımıza. Oda süper, büyük, ve acaip sıcak, manzara güzel. Ama aşırı sakin. Yemekler güzel midir ki? Akşam yemeğe indiğimizde birkaç insan yüzü gördük. Yemek çeşitleri oldukça az ama çok lezzetli ve kaliteli malzemeler. Baktık ki, 40-50 kişi varız otelde iyi bari dedik. Kahvaltı da çok güzeldi. 2 gece mi kalırız dedik, 3 gece yapalım dedik. Zaten Tevfik herşeyi düşünmüş 3 gece ayarlamış, iyi de yapmış. Gündüzleri kuşadası merkeze çıktık, oğlum çok memnun kaldı durumdan. Gayet kompleks bir kaydırak bulduk, bol bol kaydı. Yalnız 2.gün ödüm patladı, Armağan bizden ayrıldığı bir anda Arda’dan gözümü ayırmıştım ve sonra bana çok uzun gelen ama topu topu 1 dakikalık bir anda göremedim canımı. Ödüm patladı, meğer kaydırağın farklı yönlerinden dolaşmışız o beni arıyormuş su içmek için, ben de onu. İlk geldiğimiz yöne doğru bakıyordu onu gördüğümde çok ama çok korktum ya o yöne doğru gitseydi, o kadar kalabalıktı ki, ilk olarak o yöne gitmek aklıma hiç gelmezdi. Gece uyuyacağım sırada aklıma geldikçe gözlerim açıldı, ya bulamasaydım biraz daha ya gitseydi, ya ya ya dedim durdum hala aklıma geldikçe içinden çıkılamaz bir baş ağrısı kaplıyor başımı. Allahım çok şükür kötü şeyler olmadı.
Kahvaltı sonrası otelin açık alanlarını dolaştık, deniz kıyısına indik. Hava öyle güzeldi ki, sadece armağan kısa kollu tişörte sahip olmanın şansını yaşayabildi, biz oğluşumla tek kat uzun kollularla dolaşmak zorunda kaldık artık. Limanda oturduk 2.gün. Arda çok mutlu oldu, çok eğlendi ya benim için de herşey beklediğimden çok çok güzeldi gerçi, harika bir tatildi çok şükür... Arda kendiliğinden kendi çabalarıyla ve isteğiyle arkadaş edindi kendine.. İrem le zevk aldıkları şeyler çok uyuşmasa da gidip tanıştı. Oynadılar bir süre. Onlara yakın oturmak istedi hatta lobide, kalktık yerimizi değiştirdik. Asıl sonra gidip Kendisinden 2-2.5 yaş büyük Mehmet Vecdi(bu 2.adını bir türlü tam ezberleyemedik ama vedi mi neydi dedi durdu) ve Orçunla tanışması kendisini onlara kabul ettirmesi zor oldu epey ama başardı. Her oyunlarında Arda’yı da çağırdılar, kapalı havuz dahil... J
(Bugünler itibariyle, 10-100 trilyon değerleri okuyabiliyor; 14-15 basamaklı)

2009- kurban bayramı arifesi...

26.11.2009
Bugün Perşembe, kurban bayramı arifesi... Havalar Kasım sonu için çok güzel...
dün sabah oğluşu aradım, kaçta uyandığını daha ben sormadan “bugüün kaçta uyandım biliyor musun” dedi... “kaçta” dedim.. “10’aa” diye başladı, düşündü düşündü “10’a 9 kala diyim hadi” deyiverdi. J çok komik geldi böyle konuşması. Bizlerden duyuyor ve cümle içinde kullanıyor. Bu ara “sana birşey söylücem annecim”, “senle birşey konuşçam anne” gibi son kapanış cümlelerine başladı.. abudik gubidik şeyler söylüyor sonrasında da. İşte karnım ağrıyor, okulda şöyle olsaydı böyle olmazdı gibi... canım benim.. kuşodası planları yapıyoruz vakit yaklaştıkça. Umarım herşey yolunda gider...

23.11.2009
Geçen hafta gidemedim okuluma hiç. Keyfim epey yerindeydi ama akşamları hafif ateşim yükseldiği ve iştahsız olduğum için göndermeyelim dediler. Atatürk’ün evine de gidemedim dolayısıyla. Napalım. Aşı izin formumu okula teslim edemediğim için de, Perşembe de sağlık ocağında aşımı oldum. Cuma da gitmedim bu yüzden. Bütün haftasonu beynimi işlediler, okul seni özlemiştir, sen de okulu özlemişsindir ne güzel filan diye. Maksatları beni okula ısındırmak. E sabah apar topar uyanıp okula gittik, sonuç ne oldu? Geri gönderdiler beni annemle. Nedenmiş aşı olmuşum, aşı olunca diğer çocuklara bulaştırma riskim de olurmuş. Annem zaten bu hafta hasta olmıyım diyordu, annem için iyi oldu ama ben üzülür müyüm ki diye üzüldü o da. Bana bahane uydurdular ben üzülmiyim diye. “Annecim sen yeni iyileştin diğer çocuklar hastaymış sana bulaştırmasınlar diye geri gidiyoruz” dedi. Annem de öğretmenimin söylediği laflara karşı çakmayan hazır şimşek bende çaktı ve anında soruverdim. “neden o zaman hasta çocuklar gitmiyor evlerine?” annem şaşırdı ve gülümsedi, düşünmek için vakit kazanmak amacıyla, “evet annecim ama onlar servisle gelmiş galiba, geri gönderemiyorlar, hem sen evde birazcık daha dinlen annecim” diye salladı :)
Babaneme postalandım gene. Annem sevindi aslında çünkü, okuldan önce 18.2’leri görmüştük tartıda sonra 17. küsurlarda derken haftasonu 16.9 kg geldim hastalığımın da katkısıyla. Biraz evde toparlanırım diye sevindi aslında.
Havalar acaip güzel. Haftasonu 22-23 derecelerde süper güneşli bir hava eşliğinde pazara gittik annemle başbaşa. Hayatımda ilk kez. Marketten labne vs de alıp evde bir güzel çizkek yaptık ben bile yedim. Çok güzeldi.
Perşembe Arife. Kurban bayramı geliyor. Kısmetse herkes iyi olursa, Kuşadasına otele gidecekmişiz.
Çook mutlu oldum annem sana iyi bir haber vericem deyip de bunu söyleyince. Dün akşam tuvalette ben öne eğilmiş annem popomu silerken sordum ona.. “25 kasım’da herkes mi Kuşodası’na gidecek?” J “neresi neresi?” “kuşodası” “annecim kuşodası değil kuş-adası” dedi annem. “ama dayımlar kuşodası diyor oraya” dedim ben de.. “efe’nin oyuncaklarını hep kuşodasından alıyorlarmış” da dedim aklımda kalmış dayım oradan alıyor hep.
Dün akşam, son zamanlarda özellikle babamı o yoksa herhangi bir kimseyi sıkboğaz ettiğim favori oyunum olan top trumps kartlarında arabaların motor hacimlerini toplayasım geldi. 5-6 arabanın kartını sırayla elime alıp kafadan üstüste topladım 25 binlerde bizimkiler hesap makinasını alıp kontrol etmek istediler, doğru gidiyormuşum. 33 binlerde babam “yeter artık yorulma” deyip unutturdu bana. Bu ara kafadan çok fazla toplama çıkarma yapmak istiyorum. Sürekli etraftaki insanlara da sorular soruyorum, en çok annem bana cevap vermek için yırtınıyor. Çünkü onun da hoşuna gidiyormuş akıldan hesap yapmak..



17.11.2009
Domuz gribi mi ne oldum? L
Bu aralar böyle bir salgın var. Herkesler “aşı olunmalı mı olunmamalı mı” onu konuşup duruyor. Bu yüzden ölenler de var. Bizimkiler çok korkuyor.
Cumadan beri öksürük ve burun akıntım vardı. Pazar gecesi öksürükten uyuyamadığım için ilk kez okulumu ektirdiler bana, Pazartesi babaneme istemesem de postalandım. İyi ki de öyle olmuş, ne yesem kustum, su bile. Sonra da birşey yemek istemedim zaten. Akşam annemler koşarak eve geldiğinde ben yorgun argın baygın koltukta yatıp duruyordum. Ateşim çıkmaya başladı. 37.3 derken 38.3 e kadar ateşim de çıkınca, öksürük, kusma, ateş derken bizimkilerin aklı çıktı, “domuz gribi” diye. Babanem komik, ben severim diye uyurken fırına tavuk-patates koymuş J peah ne tavuğu.. bir çay kaşığı patatesi annem binbir şaklabanlıkla ağzıma sokabildi, onu da koca bir tas yemiş gibi çıkardım.
Mete amca yı aradılar birçok kez, mucize ilaç metpamid le önce bulantımı kestiler. Sonra da 5-10 tane çubuk krakerle bir dilim elma yemeye başlayınca annem göbek atmaya başladı.. Tavuk mavuk kendileri yedi afiyetle, ben çubuk ve azcık elmanın verdiği enerjiyle hesaplarımı yaptım, toplamalarımı yaptım sonra da uyuyakaldım ateşle.. J 579 ile 282 yi toplayamadılar dedi annem işyerinde de, onu kalkıp toplıyım derken ağzıma tepiştirdi zaten 3-5 çubuğu da J
Bugün iyiyim çok şükür, süt ekmek yedim, kusmadım, ateşim yok sabah sabah. Yarın iyi olursam kaç gündür beklediğim gezime katılacağım, Atatürk’ün evine gideceğiz, Selanik’e.. J


11.11.2009
Cumartesi Yiğithanlar geldi. Çoğunlukla her zamanki gibi güzel güzel oynasalar da, sonlara doğru ağlamaları tuttu Arda’nın, uykunun da basmasıyla. Oğluşum o gece 00.00’da yattı ve çook uzun zamandan sonra Pazar sabah 10:10’da uyandı. Ben de arada uyanmış olsam da o saate kadar uyuyabildim neyse ki. Süperdi geç kalkmak... J
Camları açarken baktım hava süper ılık, “haydin dedim dışarda kahvaltı yapalım”.. çok şükür ki evin beyler ben gibi değil, herşeye ayak uydurur. Gittik gölet e, tabi biz toparlanana kadar hava kararmıştı bile yağmur yağacak şekilde. Apar topar kahvaltımızı yeyip sonra balığımızı da alıp eve zor attık kendimizi yağmurdan önce. Pazar keyfi yaptık sonra da, harika bir yağmurun eşliğinde...
Arda’cım süper. Kalp boyuyor bu ara. Yapmadığı şeyleri biz boya desek bile asla boyamıyor. Hatta dün akşam kalp hakediş metinlerinden birini değiştirmemi istedi : ”yemeklerinden az da olsa yedi değil, yemeklerin hepsinden yedi” yazacakmışım metne artık.. J Hiçbir gün boyanmasın istiyor galiba sıpa. Kahvaltı zevklerinde değişme olmamış anladığımıza göre, sosis ya da pizza olan günlerde kuru ekmeğe talim hala okulda...Kilosu 17.7’nin üzerine çıkamaz oldu. 17.3’lere düşüyor ama.
“anne, anne” diye heyecanlı titrek bir şekilde seslenip koşturuyor bana doğru eve gelince. Sarıl bana öp beni diyor J ah yemez miyim ben seni...
Gece yanında yatmamı istiyor ille artık, kırmıyorum ben de uyuyana kadar. Ya da tam uyuyacağı sırada “artık git” diyor zaten. Ellerimi ısıttırıyorum ona. Hep benimkilerden daha sıcak oluyorlar tabi. Geçen akşam gene yattık yanyana. “ellerini ver ısıtayım” dedi. Verdim.” Bu sefer çok üşümemişler” diyor J ya da “ısıttım artık çekebilirsin” diyor bazen. Canım benim...


05.11.2009
Dişlerini fırçalarken taburesinden erken indi diye “pardon” dedi bana J
Dün akşam babanesinin doğum gününü kutladık, bana yardım etti, işbirliği yaptı bizimle. Mumları dikti(üflemesini de o yaptı tabi), ışığı söndürmesi için babasının kulağına fısıldadı. Canım benim öyle tatlı, öyle arkadaş ki bize.. Maşallah.

30.10.2009
29 ekim perşembeye gelmesi sebebiyle 28-29-30 ekimi tatil yapıverdiler gene okullarda. Bir gün önce akhisar’dan henüz gelmiş olan anane-dedemiz de 28 ekim günü bakıcılık görevinden son anda cayınca arda’cım yarım gün babasına kaldı. Benim işim ve işyerim de müsait olunca o gün saat 11.00 gibi gidip aldım oğluşumu. Nerde o eski Arda? Beni yerin dibine soktu nerdeyse. Koridor boyunca koştu durdu pat pat diye, insanlara bağırdı, şımardı. Koşma dedikçe koştu zor tuttum kaç defa. Daha önceki gelişlerinde böyle değildi bu çocuk. Neyse ki çabuk 12.00 oldu da çıktık servise binip eve döndük.
Evde kuzu tabi.. daha uslu.
“Öğleden sonra evdeyiz çok güzeelll” dedi durdu kıyamam.
29 ekim’de de 1 saat okulda törenleri vardı. Şiir okudular sınıflar.
Eve dönüp biraz resim biraz yemekle geçti vaktimiz.
Hava çok güzeldi erken çıkıp önce babaya, sonra foruma takıldık. Sonra da Bade’lerle Ayşegül’lere gittik. Orada da hiç eskisi gibi değildi. Yaramazlık yaptı ışıklarla oynadı, DVD ile oynadı, yapma dedikçe koştu gürültü yaptı. Kızlar Arda’dan şikayet etti durduysa da aslında çocuğumun hep onlarla oynamasını istediler. Dönüşte de bugün okul olmadığı için babanesine arkadaşlık yapmak üzere onu oraya bıraktık. Dedemiz amcayla Bodrum’a gitti çünkü, amcanın yeni alınan yeni arabasıyla. J

Arda’ya babasında kahvaltıda ne kadar yediğini sordum. Peynir yemiş. “ne kadar yedin mesela bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yemen lazım annecim” dedim. Önce “kibrit ne?“ dedi.. “tabi artık çakmaklar var arda, çakmak gibi birşey kibrit” dedim... Top trumps kutusu üzerinde gösterdim bir şekil, “bu kadar büyüklükte” dedim. Birkaç saat sonra kendisi diyor, “ben çakmak kutusu kadar (sonra düzeltip) ya da kibrit kutusu kadar peynir yedim babamda” diyor J Çok güldüm çağrışıma..
Dün de bir ara ben mutfaktayken yanıma gelip “annecim ben sana zorunluyum” dedi. Ne demekse...


27.10.2009
“annecim ben iyileşene kadar isterseniz beni yarın okula götürmeyin” dedi wc de otururken.
“arda cım sen hasta değilsin ama” dedim.
“ama bugün çok hasta oldum çok öksürdüm” dedi... ayy başladı mı ne okula gitmek istememe durumu...


26.10.2009
Birkaç gündür gözümüze “toz kaçmaya” devam ediyor. Durup dururken gözümüze toz kaçıyor ve gözyaşlarımız akıveriyor inci gibi. 2-3 damla sonra geçiyor ama. 30 sene öncesini yaşar gibiyim. Benim de gözüme toz kaçardı, ağlamazdım :P, gözüme toz kaçtığı için gözyaşlarım akardı kendiliğinden. Bu durumu hiç Arda nın yanında konuşmamama rağmen aynı bahaneyi aynı şekilde nasıl uydurabiliyor, bu da mı genlerden geçiyor pes dedim artık J
Okula ne keyifle ve istekle gidiyordu ilk günler, hala “gitmicem” demiyor ama evde biraz mutsuz, okulda da gözyaşları akıveriyormuş durup dururken.. Ve kahvaltıda hiç ama hiç birşey yemiyormuş. Umarız hasarsız ve çabuk geçer J
Haftasonu keyfini yerine getirebilmek için didindik durduk. Cumartesi ona bamya yaptım. Yemek daha pişerken söyledim ona.
“Arda bil bakalım sana bugün ne yemek yapıyorum?”
“Ne?”
“En sevdiğin yemek?”
“bamya???”
“eveettt”
Koltukta oturuyordum, geldi kucağıma oturdu ve sarıldık. Arda bu. Bunu yapan Arda. Her geçen gün şaşırtıyor bu beni yaaa J yedi mi? Eh işte çok değil tabi ama en azından daha severek. Çok mutlu oldum tabi...
Bu aralar 17.5 kg da dolaşıyor...17.00-18.00 arası gidip gelmekte kilosu.

Cumartesi Sarper’lerdeydik. Arda çok iyi vakit geçirdi. Tabi biz de. Yedik içtik tıkındık. Çok şiştik gözleme ve katmerlerle...

Bu Pazar saatler geri alındı. En sevdiğim saat değişikliği. Ama her saat oynamasında olduğu gibi gene normaldışı bir gündü ve fazladan 1 saatin nasıl geçtiğini anlamadım J
Dün akşam Arda’ya biraz bahsettik, bahsetmemiz gerekiyordu, yoksa dikiliverir, sabah ortalık aydınlanırsa saat 06.00’da. Ama nasıl anlatacağız?
“arda gün ışığından faydalanmak için saatleri değiştiriyorlar böyle bazen(sonra aklıma geldi) hani hatırlıyor musun mart ayında filan da ileri alınmıştı, o zaman da söylemiştim ben sana, gün ışığından daha çok faydalanmak için saatler ileri alındı” demiştim hatırladın mı?” Diye sordum.. 3-5 sn geçti ve beklenmeyen cevap...
“hani o zaman, CHP, MHP bayrakları da asılıydı de mi??” dedi... ne alaka oldum ben önce.. seçim zamanı mıydı yoksa Arda? Ve devamı..

“29 mart Pazar günü müydü neydi o zaman” dedi tekrar...
Tarih manyağı bana bile kal geldi durdum düşündüm.. evet öyleydi.. seçim olduğu gün, saatler ileri alınmıştı biz oy kullanmaya gitmiştik ve o gün 29 Mart Pazar idi J


22.10.2009
İlk okul vukuatımız, dün gelince babanesine ağlayarak anlatmış. Boynunda asılı yaka kartını koparmış Ğiğitalp(Yiğitalp deyince biz düzeltiyor Ğiğitalp diyor) bizimki de ağlamış, gözleri akşam 20.30 da geldiğimizde kıpkırmızıydı, gündüz ilk geldiğinde nasıldı kimbilir, babanesi çok ağlamış diye düşünüp bizi aradı. Sonra sorduk ki, bahçeye de çıkmışlar, hava rüzgarlıydı, alerjik olduğu için ondan da kızarmış olabilir.
Akşam kapıda beklerken ben de aşağıdan çıkarken muhabbet ediyorduk, son katta karşımda onu kırmızı gözlerle görünce yüzüm asılıverdi sanırım bana dedi ki “sen niye üzgün baktın şimdi”. Demek ki çocuğum hemen anlıyor yüz ifademizden birşeyler...


20.10.09
“annecim, babacım, dedecim, babanecim” diye hitap ediyor bu aralar. Allah içimiz eriyor tabi böyle konuştukça, ben şahsen bitiyorum yerlerde sürünüyorum, duyunca bu lafları.. J
Kahvaltı olayımız hala kötü, geçen gün pişinin yanında verilen 2 parça domatesi yemiş çatalla ve okulda da olsa ıhlamur içmeye başlamış. Bunlar sayabileceğim en büyük karlar bizim için J
Ihlamuru evde içmiyor ama okulda içiyormuş onu sadece öyle diyor. Omlet, yumurta, sosis, zeytin, büyük çayı, pizza hala yemediklerimiz arasında. Dediğine göre bazen sadece meyva suyu içip geliyormuş Öğlen 14.00’e kadar aç böylece. Nereye kadar gidecek bilmiyoruz tabi. Kilo veriyor...


12.10.2009
Sabah uyanmıştım alarmdan önce kalkışa hazırlanıyordum.. Arda cım uyandı kendi kendine “benim çişim gelmiş” dedi duyuyorum ben ve kalktı wc ye gitti. Ayağında da terlikler aferin... bekledim dönüşte bize gelecek diye gelmedi, pıt pıt yatağına tekrar.. yatağından sesleniyor “annee üstümü ört benim” hatırladım; üstünü açmasın diye öyle tembih etmiştim ben ona, tuvaletinin geldiğini farketsin kaçırmasın diye de “benim çişim gelmiş de ve kalk annecim, tekrar uykuya dalma sonra yatağına yaparsın” diye bin tembih etmiştim yatağına kaçırdığı zamanlarda. Hava serinlediğinden beri de “gece tuvalete kalkarsan bize seslen gelip biz örteriz sakın üstün açık yatma ardacım” demiştim.. Bunlar bizim kopyamız ya, ne verirsek alıyorlar.. Çok iyi şeyler vermeliyiz onlara hep diyorum ama sonra unutuyorum L dinliyor demek ki dediklerimi ve Allah bilir her wc ye kalkışında bunlar kulaklarında çınlıyor canım benim J

Düşünce gülümsedim.. Pazartesi sabah sabah bir insanı başka ne güldürebilir çocuğundan başka.. “arda gel annecim saat çalacak artık” dedim.. Koşa koşa geldi tabi canına minnet onun J
Biraz yattı yanıma, sonra kalkıp oturdu hemen yanıbaşımda. Ben yüzyukarı yatıyordum, bir süre sonra kafasını göğsüme koyup yattı gene göğsümde.. O an ve şimdi daha çok, ne kadar güzel bir duygu geldi bu bana, tarif edilemez.. Çok şükür Allah a....

Haftasonu Akhisar’daydık, dün kahvaltıdan sonra geldik hemen Hüseyin dedemizin zeytinliğine gittik, kırmalık zeytin toplamak ve daha çok mangal keyfi yapmak için. Oğluş öyle güzel yeşil zeytin topluyor ki, ne kendi torbasına başkasının koymasına izin verdi, ne de kendisi başka torbaya koydu. Benden daha çok, daha büyük ve daha düzgün topladı o kesin J üstelik de konuşma performansından hiçbir şey kaybetmeden. Bıcır bıcır hem konuştu kendi kendine, hem torbasına doldurdu bir bir zeytinleri, ben oturup çay keyfi yaparken uzaktan bir taraftan da onu izledim, dinledim. Çubuk kraker gibi incecik ufacık birşey J diğer ağaçtaki babasına sesleniyor anlamsız bir cümle tabi de olsun maksadı bizim gibi uzaktaki birine bağırarak birşeyler anlatmak.. “ben bu ağacı bitirince ya başka ağaca geççem ya da oraya gelcem, tamam mııı?” J


05.10.2009
Hasta oldu bile. Çok öksürüyor. Dün akşam yatarken “üniversiteye kadar okula gidemicem mi şimdi ben, derslerimden geri kalcam” diye söylenip duruyordu kıyamam. Sabah da “istersen okula gitme” deyince ağlamaklı oldu mecburen götürdük, umarım kötüleşmez.
Haftasonu babamız 2 gün de çalıştığı için sabah kalkış saatimiz olan 07.00’den akşam 18-20.00 lere kadar başbaşaydık oğluşumla. Dün hele çok yalnız kaldı ben ev işlerine kalkışmıştım. Vicdan azabıyla iş yaptım durdum evin içinde. Oğluş hasta L
Ara ara gönlünü almak için gıdıklama, Arda’yı yeme aktivitemizde bir ara “şuna bak ya boğazını bile benden almış” dedim. “Sende 2 tane boğaz vardı bir tanesini bana mı verdin?” diye sormaz mı? J Çok güldüm tabi. “herşeyini benden almışın işte” dedim tekrar. “herşeyden sende çok vardı herkese sen mi veriyosun? Sende yanak, kulak çok vardı da herkese mi veriyodun sen, ben de senden almışım” diye devam etti J çok düz mantık algılıyorlar ya...



01.10.2009
Akşam biraz mahcup ama sevinçli zıplayarak yanıma geldi. “bugün yakınımda 3 tane çok güzel kız vardı, ben onlara öpücük attım böyle..” dudaklarını büzüştürüp muck diye içten bir sesle..ben nası yani kalakalmışım... “öyle miii? onlar ne yaptı annecim?” gene gülerek, “onlardan biri de bana öpücük attı” bacaklarıma yapışıyor... bu arda mı yaa oldum ben...
Akşam yatırdım sırtını kaşıyorum öpücük yapıyor gene yatağında.. “Napıyosun annecim?” “ o kızlardan biri uyumuştur ben ona öpücük atıyorum”..
Sabah uyandı saatten önce.. “sabah öpücük atması yok mu” dedim.. muck muck yaptı.. “kime yaptın o kıza mı” dedim.. “hayır sana yaptım” dedi.. canım benim. Nazar değecek diye çok korkuyorum ama koskocaman MAŞŞALLAH öyle mutlu ve hareketli ki. Okulun bahçesinde zıplayıp duruyor, sabah kapı açılmadan varıyoruz biz, açılmasını beklerken hop hop hopluyor etrafta... Umarım hep böyle olur da sıkıntı çekmeyiz inşallah.. Çok korkmuştuk istemeyecek okulu diye.



28.09.09
Perşembe dediğine göre hiçbir şey yememiş kahvaltıda. Sarelle ekmek, peynir, zeytin adaçayı varmış. O yüzden sticker alamamış. Cuma gevrek-peynir varmış. Bir parça yemiş, bir tane daha istemiş. %90’ını bitirmiş... Bilemiyoruz tabi bunları o anlatıyor.
Dün akşam durup dururken diyor. Bir kız varmış, zeytini çekirdeğiyle yiyormuş. “Olur mu hiç Arda” dedim. Dikkat ettiği şeye bak.. “ama öğretmen o kızın tabağına 3 tane zeytin koymuşmuş, sonra bakmış kızın tabağında zeytin yokmuş, 2 tane çekirdek varmış, demek ki zeytinlerden bir tanesini çekirdeğiyle yemiş.” Böyle diyor. Oğlum sen başkalarını izleyeceğine kendi zeytinlerini yesene J hatta hayatında bir kez olsun zeytine dokunmamıştır bile.. bir kerecik eline alsan bile olur J
Cuma günü de öğretmen kitap okurken az gürültü yapana ya da az konuşana sticker vercem demiş, bizimki kapmış tabi bir tanesini.. çok söz dinler oğlum maşallah. İlk stickerı kırmızı araba üzerinde sandviç :P keşke yeşil araba olsamışmış...
Haftasonu defne’siz defnelerle, sarperler geldi. Sarper le çok güzel oynadı ve eğlendi. Şimdiye dek olmadığı kadar.. Dün de babamızın pek sevmediği arda’nın çok sevdiği Hasanağa bahçesine gittik, Cumartesi akşam da, Pazar gündüz de kek-börek beslenme saatlerinde pek güzel oturup yedi oğluşum.. Ama kilo vermiş hemen, dün akşamüzeri 17.4 kg geldi. 18.1’e kadar çıktığı olmuştu.

Yeniden...

23.09.2009

“Yaz geldi ısınmadı, kış geldi soğumadı” ya da “yazken ısınmadı, kışken soğumadı” diyor bu ara. Cumartesi akşamüzeri hava çok güzeldi balkona çıkıp dışarılara bakıyorduk gene. “hava ne güzelmiş ardaa” dedim bu yorumu yaptı. Gözlerim açık kaldı, bayıldım bu sözüne, “ardaaa ne güzel yorum yaptın annecim atasözü gibi oldu” dedim. Bu ara bunu söyleyip duruyor. Tabi hemen sordum arkasından.. “neden böyle dedin annecim” dedim, bir dayanak arıyorum ille.. “nisanda yağmur yağdı hava ısınmadı, şimdi soğumuştu eylül bitiyo ekim geldi, ee hava gene sıcak, ondan” dedi J canım
benim, öptüm öptüm...

22.09.09
Bayram bittiii, ramazan artık sıcaklara denk geliyor derken bu bayram epey serin geçti hava.. klasik izmir ve sonrasında akhisar seyahati yaptık... oğluş cumartesiden beri gripli, burnu akıyor, 2 gündür de ses çıkmıyor borazan gibi, dün sabah uyanır uyanmaz “kalkalım mı” demeye çalıştı, sesi çıkmadı. “ben artık sessiz konuşuyorum” dedi kıyamam L
Bu bayram ilk kez para toplamanın kıymetini anladı. Evdeyken “iyi bayramlar” dedirtemedik, kendimizi öptürtemedik, babaneye gittiğimizde babası bir ara “bak istediğin bir oyuncak vardı, onu almak için paraya ihtiyacın olabilir” dedi, bizimki fırladı herkese “iyi bayramlar” demeye başladı. Benden başka kimseyi öpmemişti bugüne kadar herkesleri öptü artık yanaklarından.. iyi de oldu epey bayram parası topladı o sesli öpücüklere J dedesi zaten vermişti, “bilseydim daha çok verirdim” dedi öpülünce yanaktan.. içim gidiyor o öpücüğe, insan neyini vermez ki J
Burculara gitmiştik, “öptüm de iyi bayramlar da diledim, sadece şeker verdiler, para vermediler” dedi çıkarken J e vermek zorunda kaldılar J sonra tembih ettik artık başka hiçbir yerde bu konunun açılmaması için. Açmadı da gerçekten..neden diye çok sordu yolda, açıkladık nedenlerini ve gerçekten lafını etmedi hemen hemen hiç J


16.09.2009
Dün çikolata verdiklerini söylüyor ama o almamış tabi ki... Babası götürmüştü dün, bugün de babanesi...
“Kaç sene okula gitçem” diye soruyor.. :) oo canım başladı mı bitmez dedik. Hayırlısıyla sen sev inşallah....
Dün akşam “100 tane filan arkadaşım var benim. Öğretmenim hepsini tuvalete götürdü benim yoktu beni götürmedi” diyor....

Wednesday, November 23, 2011

artık 1. sınıf oldum...

çok yakında burada...

Monday, October 12, 2009

Veee okul başladı.. :)


14.09.2009
Şimdi okullu olduk, sıraları doldurduk :)
Bugün okulvari kreşine başladı oğluşum.. Bu hafta günde birer saat.. Sınıflara isim vermişler. Pembe, sarı sınıf okundu. Adı çıkmadı.. Yeşile geldi, 4.sırada okudular adını “ARDA EGE ERDOĞAN”.. Oğluşum “yeşil” sınıfta. En sevdiği renk çok sevindik ailecek :)
İlk gün diye ben de gittim, iyi ki de gitmişim dışarıda endişeli, mutsuz ve çatıkkaşlı bekleyişini gördüm. İçeri alınırkenki korkaklığı. Ama sonra öğretmeninin sırayla çocukları ortaya çıkarıp isimlerini sorması.. Canım benim cevap verir mi vermez mi diye düşünürken şöyle dedi :
“Adım Arda Ege. Soyadım Erdoğan”
Canım benim nasıl gurur duydum. Bazı çocuklar söylemedi isimlerini ortaya çıkmadılar. Bazıları soyadlarını bilmiyor.. Bazıları gayet rahat çocuklardı, çoğu sessiz, ürkek ve mutsuz. Arda daha çok merakla etrafı inceliyordu. İlk yarım saatin sonunda çıkardılar bizleri. Saat 10:30 gibi de çocukları teslim etme başladı. Bizimki en arkada hala sağı solu inceleyerek ağır ağır yürüyordu çıkışa doğru. Ne olduğunu anlamamış ki heralde. Önümdeki sürüye katılsam mı katılmasam mı diye düşünmüş de olabilir :)
Beni gördüğünde mutlu oldu. İlk lafı “resim yapıyodum yarım bıraktırdılar”.. Zaten amaç da buymuş. Tadı damağında kalsın modeli :)

Bizim saatimiz var neden davul çalıyor?

11.09.2009
Pazartesi okullu oluyoruz :)
Avukat ilhan ege anaokulu. Pek de uzun okulumuzun adı. Çok methini duyduk, inşallah herşey iyi olur bakalım...
İlk hafta 1 saat alıştırma dönemi. Çok merak ediyorum bizi neler bekliyor. Oğluş dışarıdan nasıl görünüyor? Uyum sağlayabilecek mi? Sevecek mi ortamı yoksa benim gibi uzunca bir süre zorluk mu çekecek okulda?
Bu ara yağmurlar var. Serinlik arttı. Babanede kalıyor arasıra. İlk kalışında istemedi ama geçen akşam “ben burda kalcam” dedi ve kaldı. Eve geldik, gece sahura kalktığımda Arda’nın kokusunu duydum. Resmen bir kokusu var oğluşumun ve o yokken bile duyabiliyorum ona özel bu harika kokuyu. Çok şükür.. Canım benim. Kocaman oldu, sivri çenesinden öpüyorum onu. “Senin de çenen sivri de mii?” deyip duruyor bana :)



31.08.2009
Oğluşum iyice yapışmış durumda bana J Yaşıymış meğer. Yanağımdan öpüyor, boynumdan, kolumdan. “Saçlarından öpeyim” diyor sonra, burnumdan da.
Haftasonu biz oruçlu, Cumartesi Efe’ler için yemek hazırlığı yaparken canımıniçi sıkılmasın diye aklıma ipe düğme geçirme işi geldi.. İyi ki de gelmiş, bayıldı Arda’cık. Pazar da boncuk buldum ona önce yapamam dediyse de sonra iğne ve ince iplikle boncukları dizdi, bana kolye yaptı. Belli bir düzende dizmiş onları rastgele değil. Boynuma taktım, o yatana kadar çıkarmadam, acaip mutlu oldu. Akşam yatana kadar en az 20 defa “sana kolye yaptımmm, çok güzel olduu” deyip durdu.
Cuma akşamı “bu gece sahura kalkacağız, sen de kalkmak ister misin” diye sorudm kaç defa. “istemem istemem” dedi durdu. Sahur vakti, alarm çaldı, mutfakta ıhlamur için ocağı yakarken pat pat ses. Dedim Armağan nasıl bu kadar ses çıkarıyor yürürken. Fırlamış gelmiş mutfağa, “sahura mı kalktık, sen ocağı yakarken uyandım ben” deyip duruyor. Bir pencereye, bir buzdolabının oraya koşup duruyordu nedense heyecanla. Camdan baktı arada ama acaip enerjikti saatin 04.30’unda. Bir sürü sordu soruyor tabi o arada. Neden davulcu geçiyor, neden ışıklar tek tek sönüyor, neden oruç tutuluyor, neden top patlıyor, bizim saatimiz var neden hala davul çalıyor?


24.08.2009
Akhisar’daydık haftasonu. Bol bol incir topladık yedik. Arda küçücükken yerdi ama artık köşe bucak kaçıyor malesef. Ramazan geldi, hoşgeldi, artık yaza geldi..

Erken kuşu...

18.08.2009
Kucağımda oturup balkon keyfi yapıyoruz akşamları ve haftasonu sabahlar...06.30-08.00 arası saatlerde uyanıyor haftasonu.. Baba bari uyusun diye balkona çıkıyoruz yoksa evin içinde bağıra bağıra şarkı söyleyip duruyor..
Cumartesi şortum ile üstü arası biraz açılmış bir parmak filan karnım görünüyor... şortumu çekiştirdi durdu yukarı doğru, sandım ki düzen takıntısı düzgün dursun diye filan...
Pazar bir ara gene balkonda hep beraber otururken bu sefer herbirimiz birer sandalyede oturuyoruz ayrı ayrı.. “Örtsene karnını” dedi bana..”niye Arda’cım?” dedim.. “birisi görer, istemiyorum ben görmesini”.. dilimiz tutuldu, pes....hiç böyle birşey konuşmadık ki biz onun yanında, bizim aile kültüründe de yoktur zaten “ört birisi görmesin filan” diye nerden çıktı bu şimdi? J Erkek çocuğu olan arkadaşlarımız söylerdi böyle şeyler bir yerlerden duyuyolardır derdim, arda nın kimlerle görüştüğünü neler konuşulduğunu aşağı yukarı biliyorum da.. bunu nerden duymuş olabileceğini bilemedim yani pes, içgüdüsel mi acaba? J
Dün akşam eve geldik, bu ara hep önden hızlı hızlı çıkıyor.. bizim kata geldim bir taraftan da laf yetiştiriyorum önden giden oğluma.. bir baktım arda yok sesi yukarıdan geliyor J “a fazla çıkmışım” deyip ağlamaya başlamasın mı? J durup durup ağladı, biz de güldük diye heralde daha çok morali bozuldu...



10.08.2009
Bu çocuk uslu muslu diyoruz maşallah ama Cumartesi günü üstüne babasının aldığı küçük raflı kitaplığı devirmeyi başardı yine. Tv düşürmesinden sonraki 2.anlamlı olayında bel bölgesinde, en büyüğü 3 parmak genişliğinde 15 cm uzunluğunda 2-3 tane kızarıklık, şişme ve sonrasında bir morartı oluştu. Babasıyla birlikte 2 tane kitaplığın tozunu alıyorlardı, bir patır kütür düşme sesi duydum devamını dinledim ağlama yok ama gene de koştum tabi, baktım Arda’cık yerde yatıyor, üstünde dolap, babası dolabı kaldırıyor. Ama Arda’yı kaldırmıyor. Bir hışımla çok kızıp niye onu kaldırmıyor diye kaldırmaya girişiyorum Arda’yı, o an benim de aklıma geliveren şeyi söylüyor Armağan.. “dur güzelim kaldırma belki beline birşey olmuştur” L
O an bilemiyorum garip bir şekilde kaldırıyorum kollarından yerde mi bırakayım ağlayan oğluşumu diye belki yanlış yapıyorum ama sarılmak istiyorum hemen.. Gene korkup Armağan’a uzatıyorum sırtına bak diyor Armağan, bakıyorum ve konuşamıyorum sadece “hii, hii” deyip duruyorum. Bu kadar birşeyde bile dilim tutuluyor Allah korusun korkunç birşey olsa nasıl ayakta dururum bilemiyorum...
Sırtı bordo renkli olmuştu, görüntüsel kısımdan çok Armağan ın dediğine takıldım ben.. Ya beline birşey olduysa sırtüstü yatırıp elledik, bu gibi durumlarda soğukkanlı olmak lazım aslında nasıl davranmak gerektiğini bilmek lazım işte ama ne çare :(
Hıçkırarak ağlıyor daha çok “babaya söyledim bana bakmadı, beni niye görmedi, beni hep duymuyorsunuz, neden bana bakmadın baba?” diye söylene söylene hıçkırarak ağladı yavrum.. Yürüttüm koşturttum çok şükür birşeyi yoktu. Çok şükür Allah’ıma.
Sonra hemen güldürmeyi başardım neyse ki, çok güleceği şeyler buluyorum neyse ki onları anlatmaya başlıyorum panik yapmadan, gözyaşları akarken bir taraftan da gülmeye başlıyor sonra.. Canım benim...

Vee oğlumdan bana ilk öpücük... 4.4 yaşında :)

06.08.2009
Oğlum sonunda dün beni gerçek anlamda öptü. Öpmeyi hiç öğrenemeyecek sanıyordum artık. 4.5 yaşına gelmiş bir çocuk muck diye öpmeyi bilmez mi.. Hep dudaklarını yanağımıza değdirip “muhaa” diye ses çıkarırdı öpmek deyince.
Dün akşam babaneye geldim kapıda karşılıyor gene. Eğilip sarılıp öptüm o da kollarını boynuma dolayıp yanağıma sessiz yumuşacık ama gerçek bir öpücük konduruverdi. Çok şaşırdım ” a öptü benim oğlum” diye çığlık attım neredeyse. O kadar tepki verince utanıp bir daha öpmeyecek dedim ama “ötekinden de öpçem” dedi, ondan da gayet güzel öptü. Ağır ağır öpüyor ama J ve de yüzünde öyle hoş bir ifade vardı ki gözümün önünde hala. Başarmış olmanın, beni mutlu etmiş olmanın sevinci ve şaşkınlığı vardı onda da.. O kadar dert etmiyordum öpememesini ama kaç yaş olunca ilk kez öpebilecek acaba diye de trajikomik aklımdan geçiriyordum J dün akşam babanesinde 3-4 posta daha “öpçem” deyip sarıldı, ya da eğilmemi istedi, birinde “tamam annecim öp” dedim “yetişemiyorum ama” dedi canım benim. J
Sonra uyurken de öptü yatağında, ama sabah “öpmücem” dedi zorlamadım tabi ki J hayatım benim...


03.08.2009
1 haftalık tatil yaptık oğluşumla. Çarşambaya kadar izmirde kaldı sonra sabah ilk otobuslerden biriyle Akhisar’a gittik. Bol bol başbaşa vakit geçirdik öğlen ve gece uykularımızı birlikte uyuduk. Artık çok güzel sarılıyor boynuma birlikte yatarken. Canım benim. Bu aralar ikimiz de ayaktayken gelip bacaklarıma da sarılıyor.. bebek gibi hala. Boyu anca belime geliyor, o yüzden sarıldığı kısım genelde anca bacaklarım olabiliyor J
Birlikte evde olduğumuz bir gün ben kaynamış patates doğrarken ona da bir bıçak-tabak ve iri dilimlenmiş patatesler verdim doğrasın diye. Çok şaşırdı ve heyecanlandı böyle bir iş istediğim için. Ve çok da güzel yaptı, genelde bıçağın tersiyle kesmeye çalıştı ama olsun. Pek ellemek istemedi eli bulaşmasın diye.
Bu aralar anaokulu-kreş arıyoruz. Çeşitli bahanelerimiz sıralanıyor ilk aramaya başladığımızdan beri. “bütün çocuklar kreşe gitmiş, boş kreş kalmamış” vs.. En son bombası “kreşte bamya pişirmiyolarmış ben napıcam şimdi”. Bamyayı çok seviyor da :)
Akhisar’da öğlen banyo yaptırırkenki diyaloğumuzdan bir alıntı:

“Gözlerini kapat Arda cım
Neden gözlerini kapat dedin
Saçlarını şampuanlıcam yanmasın gözlerin
Gözleri yakan şampuan mıymış o?
Hayır arda cım dalin bu ama belki yakar ne bileyim

Havluyla kurulanırken... tekrar....
Neden bana gözlerini kapat dedin
Saçlarını şampuanlıcaktım gözlerin hassas belki yanar diye dedim
Başını kaldır yukarı bak deseydin de yanmazdı ama değil mi?
Evet yanmazdı.
Neden başını kaldır demedin o zaman?
Bilmem aklıma gelmedi ardacım
Gözlerini kapat demek aklına geldi de neden başını kaldır demek aklına gelmedi?
Iıııııyyyyy.. İmdat Ardacım imdat dicem şimdi artık J” deyip ben de başımı havlunun içine sokup yanaklarından sıkıyorum :)

“Ben olmasam sen napardın” diye sorup duruyo bu aralar...

Tek bulutla şimşek nasıl çakar?

20.07.2009
TV de çizgi film seyrederken şimşek çakmış. Babasına “orada tek bulut var nasıl şimşek çakıyor” diye sormuş, babası daha önce şimşekin iki bulutun çarpışmasıyla ortaya çıktığını anlatmış meğer.
“seniin doğacağını 19 temmuz’da öğrenmiştim annecim, çok ama çok mutlu oldum o zaman”
“ondan önce sen mutsuz muydun?” :)


16.07.2009
“doydum ben “Makinam doydu” diyo bak” karnını gösterip....
Kendi kendine öyle diyor.. makinası sadece “doydum” deme işine yarıyor ama J başka birşey bilmiyormuş...
Akşamları kaşınıp da uyumaya alıştı gene...
Dün akşam yatırdım öylece “benim bi yerlerim kaşınıyo” deyip duruyor.
“kendin de kaşıyabilirsin” dedim.
“ama kaşımak için elimi götürüyorum bak geri düşüyo” deyip elini kaldırıp yere düşürüyor bilerek..
“üçkağıtçı seni” dedim...

Friday, August 14, 2009

Ben büyüyünce evlenince evlencek yerim yok...

14.07.2009
Dün akşam çok uykusu vardı ama yatmak istemedi, biraz gevşeteyim dedim.. Kucağıma aldım cıbıl cıbıl. Yazın iyice güzel oluyo kucağımda oturtmak, çok küçükken aldığımız turuncu badisi hala oluyor üstüne esnek olduğu için, altında da arabalı kırmızı külotu.. Kucağıma aldım uzanır gibi. Saçlarını okşadım, bacaklarını kaşıdım. Durup dururken sordu ve uzun uzun konuştuk sonra çok hoştu:
Ø Ben büyüyünce evlenince evlencek yerim yok ya.. :)
Ø Niye öyle diyosun ardacım bak burası var, kocaman ev burda otururuz hep beraber.
Ø Olmaz ama ben evlenince evlencek yerimin olması lazım(ben ona evlenişimizi, yeni bir eve yerleşişimizi anlatmıştım)
Ø O zaman sana bir ev buluruz... belki burda oturmazsın belki ankarada belki akhisarda belki istanbulda oturmak istersin...
Ø Babanemin 3 ve 1.dairesi boş orda otururum istersem..
Ø Olabilir ama sormak lazım babanene..
Ø 3.dairenin çeşmesi daha güzel akıyo, 1.dairenin çeşmesi bozuk, 3.dairede otururum ben...
Ø Tamam sen bilirsin...araban da olur... çalışırsın para kazanırsın, araba alırsın...
Ø Ama arabayı taşıyamam ki ben J
Ø Taşımıcan ki annecim anahtarı takcan kontağa çalışacak eve getireceksin.
Ø Araba alcak kadar param olmazsa napcam beeennn? (uykusu geldi ya ağlıcak bir bahane arıyor)
Ø Biz sana biraz veririz bizim fazla paramız olursa..
Ø Olmazsa babanemden alırım, olmazsa ananemden, olmazsa hüseyin dedemden, olmazsa oran dedemden, olmazsa büyükannemden, olmazsa büyükteyzemden filan alırım ben de..
Ø E canın sıkılmıcak mı 3.dairede tek başına...
Ø E benim çocuklarım olcak evlenince ya...
Ø Neyin olsun sence oğlun mu kızın mı?
Ø Iıı, oğlum olsun
Ø Niye
Ø Ben oğlanları çok severim çünkü
Ø Adını ne koycan
Ø Adını değiştirmicem ki
Ø Ama annecim doğan bir bebeğe isim koymak gerekir..
Ø İsim koymak mı denir ona
Ø Evet bak biz sana arda ismi koyduk
Ø Neden arda koydunuz
Ø Armağan ile uyumlu olsun diye, bir de arda ismini çok sevdik..
Ø Ben ne koyarım ki?
Ø Babanenle konuş bakalım yarın o zaman, belki sana yemek yapıp da verir.. ya da oğlun yapar...
Ø Erkekler yemek yapmaz akıllım kızlar yapar...
Ø O zaman babanen yapar sana yemek...
Ø Kızım da olcak ya, o yapar yemeği.

Gece pat pat biri geldi bizim odaya..
“çişimi yaptım ben”
Armağan hep gece uyanmalarında panik olur..panic halde fırladı
“nereye yaptın babacım”
“toolete”
Oh...
“hadi git yat ardacım o zaman yatağına”
Tıpış tıpış yatağına gitti gelen misafir J
Şimdiye kadar biri xanaduda olmak üzere, 2. kez kendi başına kalkıp hallediyor işini de J

Vişne...


13.07.09
Haftasonu akhisardaydık.. Vişne topladık, domates kopardı, salatalık, biber kopardı oğlum. Çok hoşuna gitti.
Bu aralar en sevdiği meyve gene “elma” imiş, 2.sevdiği de kiraz.. ne hoş de mi? Geçen hafta içinde onlarca kiraz yedi desem yeridir, kimseye yedirmedi evde topladı tabaklardan... tabi ben ikiye kesip çekirdeğini çıkarıyorum, olsun ona da razıyım yesin de :)




02.07.09

Xanadu’da sarılıp sarılıp öptüm ya onu...”ah tatlım canım balım, cok tatlısın bal dökülmüş senin üstüne” deyip durdum.. Gülüyordu söylediklerime.. Arada bir de :
“Benim üstüme bal mı dökülmüş?” diye soruyordu :)

Son günlerdeki bir diğer diyaloğumuz...
“kim geldii”
“ben geldiim”
“sen kimsin?”
“Ağda”
“Hangi Arda?”
“senin Arda’n”
“benim hangi Arda’m?”
“canım Ağda’n”

çiçek açan bebek miyim ben?


30.06.09
Her sabahki şarkımızı söyleyerek uyandırıyorum. Yaz sabahları özellikle, uyandırması bile ayrı keyifli oğlumu...
“günaydın günaydın bebeğim, günaydın güller açan yüzünde, gün başlar günaydınla, gülümse günaydınla..”
Gözleri kapalı kapalı bana sorusu:
“çiçek açan bebek miyim ben?”
“anlamadım annecim?”
“çiçek açan bebek miyim ben?”
“evet tabi ki annecim ama niye öyle dedin?”
“sen öyle diyorsun ya”
“ a evet.. güller açan yüzünde diyorum”
“neden öyleyim?” gözleri hala kapalı..
“çünkü senin gülüşün çok güzel.. her gülüşünde yüzünde çiçek açmış gibi geliyor bana, ondan diyorum”
Canım benim..

Wednesday, July 15, 2009

Xanadu 2009


29.06.09
Tatil bittiii... 20.06 Cumartesi sabahı 04.45 gibi çıktık yollara gene.. 12.45 gibi vardık otelimize.. Denizli keyfi de yaptık tabi.
Oğluşum heyecan içinde uyudu o Cuma gecesi ve çok kolay da uyanıverdi yola çıkacağımız için. Uykulu uykulu “ayy çok mutluyum” deyip duruyordu ellerini birleştirip mutfakta peşimde dolaşırken atlet-külotla sabahın kör karanlığında. Yavrucum...
Hava çok sıcak olmadı hiç, ne gündüz ne gece.. hatta serin bile sayılabilirdi geceleri benim için.

İlk akşam kuzen Tolgalarla görüştük otelimize geldiler.
Zeynep’le elele dolaşıp durdular, ona yaklaşmak istedi ama Zeynep biraz yabancılık çekti sanırım.
Oğluşumla çok tatlı vakit geçirdik ne güzeldi ya. Sarıldık bol bol, kucağıma oturdu, yapışık yaşayıp durduk bebişimle.. “Çok keyiflii” dedi durdu...
Yabancı dil, yabancı çocuklar ilgisini çekti çok. “git adını sor” dedim çocuklara bir ara başımdan savmak için. “türk değil ki o anlamaz beni” diye cevap hazır... “o zaman git “what is your name” de” dedim... “o ingiliz değilse, almansa, russa beni gene anlamaz ki?” demesin mi bana...
Boyuna yabancı dil konuştu durdu..

es-es-ey-pi...

19.06.09
“Ayyy Xanadu’ya gitmemize çok az kaldıığğ, yaşasıınnn” deyip duruyor kaç gündür.. 1-2 haftadır da evimizde kalıyor haftaiçi akşamları.. süper yatırmak, uyutmak, sabah keyifli keyifli uyandırmak.. “Beni de giydiriiin saat 7 olduuu” diye koşuyor bazen.. Yaz olduğundan mıdır nedir kolay ve dinç uyanıyor sabahları maşallah.
Hergün telefonda “es-es-ey-pi(s-sap ona göre)” de sorunumun çıkıp çıkmadığını soruyor. Israrla “sap annecim” dememe rağmen o “s-sap” deyip duruyor. :)

16.06.09
İlk hafıza oyunlarımız.. Söylediğimiz kelimelerin son harfleri ile başlayan kelime bulma oyunu... ve ilk kendi kendine bulabildiği kelime benim “arda” dememle; “armut”.. o kadar sessiz ve çekinerek ama gülümseyerek söylüyor ki yanlışsa diye heralde...ben çok mutlu oluyorum tabi, sonra “zeytin” i buldu çok şaşırdım mesela. Hiç sevmediği birşey ama “z” ile biten bir kelime söyleyince ben o “zeytin” deyiverdi, “ermenistan” ı çok çabuk buldu. Sonlara yakın ben “elazığ” deyince çok da uykusu olduğu için önce gözleri kızardı sulandı sonra ağlamaya başladı.. ““Ğ” ile başlayan kelime yok ki neden elazığ dedin” düzeltiyorum sonra “tamam şaka yapmıştım erzincan olsun” diyorum.. “neden elazığ dedin şimdi neden erzincan dediiğğnnnn”
Neyse çabuk susturuyorum tabi ki başa sarıp tekrar oyunumuza devam ediyoruz.
Dün akşam babasının babanesinde işi olduğu için biz eve erkenden geldik, 8 gibi balkonda oturduk o da kucağımda. Keyif yaptık, sohbet ettik.. “çok keyifliiii” deyip durdu canım oğlum.. “sen bana hep bebek kal mı diyorsun” diye sordu bana J arada bir öyle diyorum çünkü. “annecim bebek halini kucağımda oturmanı çok seviyorum ama sen büyümek istediğin için hep bebek kal diyemiyorum sana” dedim.. Gözlerime baktı baktı sesini çıkarmadı, anlamadı muhtemelen..
Böyle güzel yaz akşam saatlerinde güneş batmadan balkonumuzda kucağıma oturtup onu uzakları seyretmek, sohbet etmek çok güzel oluyor.. Ardacımla herşey çok güzel ki.. Çok şükür...

sen kocaman çocuksun niye burdan kayıyorsun?

12.06.09
Korkuyorum şimdi değil ama dayak yiyecek etraftan büyüdükçe.. Parkta orda burda insanlara karışıyor. Özellikle parkta büyük küçük dinlemeden çocuklara laf atıyor. “Ordan kaymasana, ordan kayılmaz, ters yönden çıkma, kaydırağın üstünden kayılmaz düşçeksin, kalk ordan ben kaycam...” gibi laflar.. Ve dün en son bombası 7-8 yaşlarındaki kıza “sen kocaman çocuksun niye burdan kayıyorsun, git ötekinden kaysana”.. bağırarak da söylüyor, şimdi minnacık ama biraz büyüyünce böyle devam ederse dayak yiyebilir korkarım L
Babanesi böyle iyilik ve doğruluk abidesi şeklinde tanır tanımaz herkesle irtibat kurar. “Çocuğuna bak düşecek, terlemiş o kızım üstünü değiştir, yemeğini öyle değil böyle yedir, oraya çöp atmayın, arabayı park etmeyin başkalarına yer kalsın” vs vs J Hoş Orhan dedesi de çok farklı sayılmaz.. Çekecek damarı iki taraftan...
Dün akşam park dönüşü paten pistini de ziyaret etmek istedi, büyük çocuklar futbol oynuyordu biz biraz oturup seyredelim dedik. 6-7 yaşlarında bir çocuk koşarak önümüzden geçti, bizimki boyuna göre gördü ya sesleniyor arkasından “napıyorsun sen...çocukkk?” sonra bana dönüp “cevap vermedi napıyorsun dedim cevap vermedi” diyor. “duymamıştır annecim hem öyle seslenirken çocuk deme arkadaşım de” dedim.
Parkta ikizler vardı, “bunların ikisinin de adı Yaman” diyor J “Olur mu annecim biri Yaman biri Yiğit” diyorum gülerek. “Ama kadın önce birine Yaman dedi, sonra öteki geldi ona da Yaman dedi” diyor J Kıyafetleri de aynı olunca karıştırdı galiba ikizleri.
Herkesle konuşmak istiyor iletişim kurmak istiyor. Dün gene aklıma geldi parkta seyrederken, inanamıyorum bu çocuğu 2.5 yaşındayken Kevser teyzeye ve ne sebeple götürdüğümüze.. Çok şükür...

Kahvaltımı bitirdim ama ekmeğim kaldı..

11.06.09
Park delisi oldu oğlum, bilimum parkları kaydırakları denedik. Eski evin parkı, yeni evin parkı, KSK parkı, Hasanağa bahçesi parkı, yeni yapılan park, Şirinyer parkı ve en son Turquaz parkı. Salı akşamı Armağan’ın model araba grubunun Turquazda toplantısına gittik. Tabi biz Arda ve babane-dedeyle parkımıza, onlar kendi eğlencesine.
“Çok yoruldum, eve gidelim” demesine rağmen 23.00’e kadar oralarda kaldık.
Az uyuyor artık oğluşum...
Bu sabah telefon muhabbetimiz:
“Kahvaltımı bitirdim ama ekmeğim kaldı”
“Olsun annecim canın istemediyse iyi yapmışsın. Ne yedin peki kahvaltı olarak?”
“Ben tost yedim”
:)
“E annecim nası tost yedin ekmeğini bırakıp da”
“İşte tostu koydular kızarttılar..” (Ben nasıl diye sorunca nasıl yapıldığını anlatıyor)

Yaz geldii....

01.06.09
Haziran bile geldi.
Oğluşumla fasulye dikmişti dedesi geçen hafta.. Onlardan bir tanesinin dün çıktığını gördük, çok mutlu oldu, saat başı neredeyse balkona çıkıp baktı.. Gerçekten de her saat uzadıkça uzadı sevimli şey :)
Cümleler süper oğlumda..
Rüya anlatırken birbirimize telefonda ne gördün diye sorduğumda, “hayır olsun demedin ama” diyor bana :) İngilizceye sardı çaktırmadan. Dün “beyaz’a ingilizce de vayt mı diyosunuz” diye soruyordu.. İngilizce kitapları açıp onları inceleyip duruyor. Cnbc-e seyrederken mesela “hayır yazdı ama no demedi duymadım ben” diyor :)
Değerlendirmek için ne yapsak bilemiyoruz. Yabancı dil öğrenmek için çok uygun bir yaş aslında. Hevesi de var....
Bazen sabırsızlanıp kızıyorum hareketlerine, aslında %100 ben suçluyum.. Çok kızıyorum kendime. Haftasonu sarıl sarıl yapıp özlem gideriyoruz ama en güzeli.. Haftaiçi o kadar ilgilenemiyorum malesef meleğimle...
Pazar sabah 6.15 de uyanıp yatağımıza koşup geldi, aldık aramıza zar zor da olsa uykuya daldı tekrar tabi kafası ayaklarımda, onun ayakları benim başıma doğru ters istikamette. Neyse biz uyanıp kalktık o daha uyuyordu. Kahvaltı yaparken patır patır koştu geldi mutfağa, yüzü uyumaktan şişmiş ama çok neşeli.. Gülerek anlatmaya başladı. “Sizin yatakta bi döndüm bi döndüm, düştüm sonra. Düşmücem sandım düşmüşüm”. O kadar neşeli ve gülerek anlatıyor ki bir yerinin incinmediğini anladık biz de çok eğlendik bu anlatıştan J Canım benim.

Dün akşam bir babasını bir beni hırpalayıp durdu, babası koltuğa dayanıp yerde otururken onun sağ tarafını merdiven sol tarafını da kaydırak yapmış kafasında merdivenden çıkıp kaydıraktan kaydı durdu. Bir sürü tehlikeli hareket yani. Benim de bacaklarıma basıp zıplayıp duruyor. Canım benim.. Cumartesi karsıyakada gelişmiş bir çocuk kaydırak sisteminde ilk kez kaydığı tip kaydıraklar vardı. Üstü kapalı, bol dönenli, dümdüz olanı. Malum kaymayı pek sevmiyordu son 2 yıldır filan. Tekrar kaymaya başladı sonunda. Hatta sallanmayı ve tahtırevalliyi bile kabul etti parkta.. İlk 2 sene bol bol kayıp sallandığı halde uzun zamandır sevmiyordu bunları....
1 aydır filan gokartını kullanıyor şimdi kaldırımda..amcasından kalan...

Tuesday, July 14, 2009

Yalançıı yalançıı..

24.05.09
Haftasonu ananem ve dedem geldi bize. Cuma ve Cumartesi Efe ler de. Acaip kudurduk, Efe’nin boyu ve kilosu beni geçmiş sonunda. :) Çok güzel oynadık. Efe ne yaparsa ben de onu yapmaya çalıştım, daha da çok Efe ben ne yaparsam onu yapmak istedi. Ne de olsa ben büyüğüm, örnekim ona.
Bu aralar çok yalan atıyorum, daha doğrusu kıvırıyorum, yan çiziyorum, bahane uyduruyorum diyelim. Mesela sabah erken uyanıyorum, “karnım çok acıktı ondan uyandım” diyorum. Kahvaltımı erkenden terkediyorum, “uykum geldi ondan bıraktım” diyorum.
Dün ülker’in mavi-yeşil light peynir kutusunu gördüm evde. Maviyle boyalı alanın üzerinde “yeşil”, yeşille boyalı alanın üzerinde ise “mavi” yazıyordu. Bunun nedenini sordum defalarca. “dikkat çekmek için öyle yapmışlar” dedi annem. Bugün tv de reklam seyrederken de gördüm ki, mavi-yeşil light çubuk kraker paketinin üzerinde maviyle boyalı alanda “mavi”, yeşille boyalı alanda ise “yeşil” yazıyordu, anneme gösterdim, annem şaşırdı, güldü, “ah Arda’cım” dedi J
Bu arada bizimkiler görmemişler ama geçen gün blue dreams fotolarına bakarken farkettim ki, fotolarımda yıl hanesinde “2009” değil, “2008” yazıyor. Anneme söyledim, gene şaşırdı, “biz farketmemişiz Arda’cım” dedi. Bizimkilerin bu dalgınlığının sonu ne olacak bilmem :) Çok dikkatli olduğumu söylüyor bizimkiler.
Yaz geliyor havalar ısınmaya başladı iyice. Bugünler iyi, ne sıcak ne de soğuk...