Arda Ege Erdoğan

22.03.2005 günü sabahı neredeyse güneşle birlikte doğuvermişim. Annem Ebru, babam Armağan'ın asıl güneşi de benim zaten. Günümün çoğunu babanem ve dedemle geçiriyorum, şikayetim yok. Bir sitem vardı, bir de blogum oldu..Hoşgeldiniz...

Monday, October 12, 2009

Erken kuşu...

18.08.2009
Kucağımda oturup balkon keyfi yapıyoruz akşamları ve haftasonu sabahlar...06.30-08.00 arası saatlerde uyanıyor haftasonu.. Baba bari uyusun diye balkona çıkıyoruz yoksa evin içinde bağıra bağıra şarkı söyleyip duruyor..
Cumartesi şortum ile üstü arası biraz açılmış bir parmak filan karnım görünüyor... şortumu çekiştirdi durdu yukarı doğru, sandım ki düzen takıntısı düzgün dursun diye filan...
Pazar bir ara gene balkonda hep beraber otururken bu sefer herbirimiz birer sandalyede oturuyoruz ayrı ayrı.. “Örtsene karnını” dedi bana..”niye Arda’cım?” dedim.. “birisi görer, istemiyorum ben görmesini”.. dilimiz tutuldu, pes....hiç böyle birşey konuşmadık ki biz onun yanında, bizim aile kültüründe de yoktur zaten “ört birisi görmesin filan” diye nerden çıktı bu şimdi? J Erkek çocuğu olan arkadaşlarımız söylerdi böyle şeyler bir yerlerden duyuyolardır derdim, arda nın kimlerle görüştüğünü neler konuşulduğunu aşağı yukarı biliyorum da.. bunu nerden duymuş olabileceğini bilemedim yani pes, içgüdüsel mi acaba? J
Dün akşam eve geldik, bu ara hep önden hızlı hızlı çıkıyor.. bizim kata geldim bir taraftan da laf yetiştiriyorum önden giden oğluma.. bir baktım arda yok sesi yukarıdan geliyor J “a fazla çıkmışım” deyip ağlamaya başlamasın mı? J durup durup ağladı, biz de güldük diye heralde daha çok morali bozuldu...



10.08.2009
Bu çocuk uslu muslu diyoruz maşallah ama Cumartesi günü üstüne babasının aldığı küçük raflı kitaplığı devirmeyi başardı yine. Tv düşürmesinden sonraki 2.anlamlı olayında bel bölgesinde, en büyüğü 3 parmak genişliğinde 15 cm uzunluğunda 2-3 tane kızarıklık, şişme ve sonrasında bir morartı oluştu. Babasıyla birlikte 2 tane kitaplığın tozunu alıyorlardı, bir patır kütür düşme sesi duydum devamını dinledim ağlama yok ama gene de koştum tabi, baktım Arda’cık yerde yatıyor, üstünde dolap, babası dolabı kaldırıyor. Ama Arda’yı kaldırmıyor. Bir hışımla çok kızıp niye onu kaldırmıyor diye kaldırmaya girişiyorum Arda’yı, o an benim de aklıma geliveren şeyi söylüyor Armağan.. “dur güzelim kaldırma belki beline birşey olmuştur” L
O an bilemiyorum garip bir şekilde kaldırıyorum kollarından yerde mi bırakayım ağlayan oğluşumu diye belki yanlış yapıyorum ama sarılmak istiyorum hemen.. Gene korkup Armağan’a uzatıyorum sırtına bak diyor Armağan, bakıyorum ve konuşamıyorum sadece “hii, hii” deyip duruyorum. Bu kadar birşeyde bile dilim tutuluyor Allah korusun korkunç birşey olsa nasıl ayakta dururum bilemiyorum...
Sırtı bordo renkli olmuştu, görüntüsel kısımdan çok Armağan ın dediğine takıldım ben.. Ya beline birşey olduysa sırtüstü yatırıp elledik, bu gibi durumlarda soğukkanlı olmak lazım aslında nasıl davranmak gerektiğini bilmek lazım işte ama ne çare :(
Hıçkırarak ağlıyor daha çok “babaya söyledim bana bakmadı, beni niye görmedi, beni hep duymuyorsunuz, neden bana bakmadın baba?” diye söylene söylene hıçkırarak ağladı yavrum.. Yürüttüm koşturttum çok şükür birşeyi yoktu. Çok şükür Allah’ıma.
Sonra hemen güldürmeyi başardım neyse ki, çok güleceği şeyler buluyorum neyse ki onları anlatmaya başlıyorum panik yapmadan, gözyaşları akarken bir taraftan da gülmeye başlıyor sonra.. Canım benim...

0 Comments:

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home