02-2010
21.03.2010
Bu haftasonunu oğluşuma ayıralım dedik. Cumartesi doktor sonrası “inciraltı” dedi. Dün de gölete gitmek istedi. Ispanaklı böreğimizi pişirdik harika oldu. Gölet’te yedik sıcacık.. hava öyle güzeldi ki. Rüzgarsız, sıcak ya da soğuk değil... uçurtma uçurduk. Yoldan babamız top almıştı top oynadılar çok güzel. Arda yeni yeni toptan hoşlanmaya başladı. Bırakmak istemedi hiç topunu. Köpek yarışması vardı onu da seyrettik. Çok güzel hava aldık, mis gibi. Dönüşte de babaneler geldi amcası gelmiş Bodrum’dan.. iyi oldu.. Küçük bir kutlama yaptık 1 gün öncesinde..
13.03.2010
Bu akşam ilk kez kendisi yedi ve bir hamburgeri ilk kez bitirdi. Basbayağı 2 eliyle tuttu ve yedi kipa’da. 1 haftadır işteh için zyrtec şurup veriyoruz onun etkisi sanırım ama. Dün akşam da benden fazla yemek yedi mesela.. Maşallah iyi iştahı 1-2 gundur ama geçici sanırım damla sebebiyledir diye düşünüyoruz… L
Aman ne laflar.. geçen akşam kalkacağız babaneden “hadi Arda” diyorum. Cevap:
“üzgünüm.. şu resmi bitirmek zorundayım”
Dün akşam arkamdan mutfağa geliyor pek gelmez.. “noldu annişkom” diyorum.. cevap:
“birincisi senin ne yaptığını bakmak istedim.. ikincisi ben de elma portakal soymayı öğrenirim belki.. üçüncüsü sen yalnız kalma diye geleyim dedim.. anneciiiimm” diye de ekledi bir de… canım benim..
Bugün armağan gene 444’e gittiği için, benim de aklımda yarım kalan işler olduğu için ve de hava aniden çok güzel olduğu için oğluşla işyerime gittik..(hava güzel olunca insanlar genelde işten kaytarır tab canım benim onunla işe gitmek de her şey de çok keyifli.. arkadaşım artık o benim.. çok güzel uslu durdu.. daha doğrusu beni hiç üzmedi, gene koşturdu durdu bizim koridorda, tahtaya çok güzel resimler yaptı, 3 kurabiye 2 meyve suyu indirdi mideye..maşallah.. ben de aklımdaki işlerin pek çoğunu yaptım.. bu ara yeni başladığım carfi bw kurulum işinin de katkısıyla, işlerden kaldıramıyorum başımı… sağlık olsun da….
08.03.2010
Haftasonu Akhisar’daydık..cumartesi akşam sırf salata yemek için masaya oturdu çok hoştu, lahana, havuç karışık yapmış ananesi…
04.03.2010
Birçok kelimeyi hem güzel söylüyor, hem de güzel kullanıyor, çok da güzel ve uzun cümleler kuruyor. Ancak bayıldığım bir kelimesi var. “bırak” lafı hep “biyak” şeklinde çıkıyor ağzından ve bayılıyorum böyle söylemesine öpüyorum onu. Bazen de dalga geçer oldum.. “bıraktım” diyecek mesela, “biyaktım” diyor... “ne güzel söylüyorsun Ardiş’kom” diyorum.. gülüyor o da...
Dün gece gene wc için kalkmış gelmiş bizim odaya canım “benim benim tuvaletim gelmişti sen benim odamda bekle beni” gibi birşey söyledi. İskelet kıyafetiyle..Gece gece güldürüyor bizi. Gece wc den sonra klimanın sesini duydu, uyku haliyle konusuyor.. “ bir ses duydum o da neydi?” “klimadan annecim” “klima nasıl öyle ses çıkarabilir?”. Ay arda cok uykum var uyu diye gecti içimden ama “çıkarıyor bazen arda’cım” dedim yattı paşa paşa mışıl mışıl uykusuna dalıverdi bile..
Siyah üzerine fosforlu iskelet resmi var pijamasında..çok güzel. Sabah da biz uyandırmadan önce uyanmış bize doğru geliyor, baktım karanlıkta bir iskelet gördüm yürüyen, çok güldüm...
Okuldan sık sık taç geliyor eve kağıttan yapılmış. Dün gelen tacın üzerinde harika bir araba resmi yanında da daha küçük ev ve ağaç resmi var. “bunu kim yaptı öğretmenin mi?” diye sordum. “ben yaptım” dedi. O kadar güzel ki anlatamam..”bir yere bakarak mı yaptın?” dedim .”hayır” dedi. “bi keresinde yumurcakta çöp kamyonu çizmişlerdi onu izlerken öğrendim, tekerlekleri birleştirmesini de öğrendim” dedi. Hatırlıyorum o günü..Şükrettim Allah’a.. herşey için...
01.03.2010
Cumartesi evdeydik yağmur yağdı çok.. öksürüğü var gene..antibiyotiğe başladık.
Pazar da armağan ın işi vardı tesadüf de ayşegüllere emreler de gideceği için biz de gittik oğluşla... 13.30’dan 18.45 e kadar oradaydık. Emre abisi(9 yaşında) ve Ayşegül(5.5 yaşında) ile çok güzel vakit geçirdi Arda’cım. Zeynep’i de tüm bebekler gibi okşamaya kıyamadı üzerine eğilirken kendi yanaklarını sevdi durdu. Zar zor mutfakta köfte yedirirken oyalamam gerekiyordu. Emre’nin matematik problemlerini sorduk hep birlikte. Onlarla oyalandı biraz, kendisi de bir problem uydurdu sonra ve sordu bize.
Arda:
“bak 19 tane mandal var, kaç tane çamaşır asabilirim?”
Ben:
“bir çamaşırı kaç mandalla asıyorsun annecim?”
Arda:
“2”
Ben:
“hmm kaç tane acaba?”
Arda:
“8 tane”
Selda teyzesi:
“8 mi..9 olması lazım sanki bir tane de elimde kalıyor hatta”
Arda:
“bir tane de çorap vardı da ondan”
26.02.2010
Birkaç gündür gece tuvalete kalktığında bana komut veriyor, kendi odasından sesleniyor, durumu organize ediyor: “anne benim çişim geldi, ben tuvalete gidiyorum, sen beni odamda bekle tamam mı?” gece saatin 02.05’i, 04.22’si ya da 05.25’i hiç farketmiyor bu veya buna benzer cümleler dökülüyor ağzından. Çünkü çok uzun zamandır gece kalktığında bize sesleniyor biz de gidip üstünü örtüyoruz, çoğunlukla da benim çok uykum olduğu için ben anca odasına gidip, yatağında oturup bekleyerek geçiriyorum o zamanı. Üzerini de örtüp, “canım benim” deyip öpüp ayrılıyorum yanından. İlk kez Pazar akşamı oldu sanırım bu üst örtme organizasyon muhabbeti ben uyanamamışım babası kalkmış ya da kalkamamış ikimiz de emin değiliz durumdan, bize kızıyor “a anne tuvaletin kapısında da beklemiyorsun, benim odamda da beklemiyorsun sen nerdesin” gibi söyleniyordu, babası kalkmış kurtarmış durumu. Ondan beri hemen her akşam bu cümleleri sarfedip duruyor: “ben tuvalete sen benim odama şeklinde”
Geçen ctesi tiyatroya gittik oğluşumla ilk kez başbaşa..hiç istemedi gitmek nedense.. Pinokyo. 11.30’da başlayacaktı.. 11.25 de diyor ki, yani daha başlamadan, “bitmesine az kaldı”. Dakka başı saati sordu durdu sonra. Hep telefonu gösterdim ben de saati görsün diye. Çıkarken “beğendim” demez mi bir de.. çok sıkılmış ama beğenmiş de. Sonra da metroyla bornova parkına gitmek üzere bornovaya gittik. Dinç pideye oturduk oğluşla. Lahmacun istediğini belirtti. Başbaşa lahmacun keyfi yapıp sonra da bonova parkına yürüdük. Akşam üzeri eve geldik, yemeğe Efe’leri çağırmıştık. Çok da eğlendiler maşallah. Ona da bana da alışık olduğumuzun dışında hareketli bir Cumartesi oldu. Sırf Bornova parkını seviyor diye Bornova’ya gitmek de bir lükstü bizim için..Hayatında ilk defa girişi de olsa Kemeraltına girdi çocum. Tiyatro için biraz erken varmıştık. Sabahın 10.30 unda Konak’taydık. Küçücük bir kısmını gördü oğluşum ve “oo buranın hepsi kemeraltı mı” diye şaşırdı. “oo oğluşum burası kemeraltının anca onda biridir” deyince daha da şaşırdı. Aslında imkan varken bizim için küçük ama onun için çok büyük önemi olan şeyleri yaşatmalıyım ona...
1-2 gündür kırıklığı var. Hafif ateş, öksürük, grip hali. L
12.02.2010
Satranç deyince tombala bile duruyor şu anda..hemen eve gidebiliyoruz satranç oynarız dersek...dün akşam üzerimi çıkarana kadar sen oyunu hazırla dedim.. hazırlamış geldi yanıma.. “aa sen daha çıkarmadın mı kıyafetlerini” dedi..”kıyafet deniyorum arda’cım bak bu nasıl olmuş, bu nasıl olmuş” diye oyalamak için sorular sordum.. herşey için “güzel oldu” dedi.. kemerimi sordum en son..”kemer de iyi oldu bence, belini sıkmadı iyi oldu” dedi..komik..modeli sarkık bele oturmayan bir kemer zaten o dikkatini çekti ama saçma da bulmadı..en son dedi ki..”iyi olmamış deseydim ne yapacaktın” J ah dedim sen de başından gideyim diye baban gibi “iyi olmuş” mu diyosun yoksa bana..
Sabahları uyandırmak çok keyifli hala onu.. masaj yapıyorum omuzlarına kollarına bacaklarına..geriniyor geriniyor.. “günaydın günaydın bebeğim”i söylüyorum hala..aynen daha taaa 1-2 aylıkkende olduğu gibi.. hamileliğimin son zamanlarında sabahları sırf onun için bazen erkenden kalktığım TRT1 de yayınlanan “günaydın Türkiye” nin cıngılı.. bebişim doğduktan sonra da izledik.. sonradan RTÜK e takılıp kaldırılmıştı..
10.02.2010
Rutin akşam dede tekmelemesini yapıyordu gene... el atmak zorunda kaldım olaya..
Bana kızmış olsa gerek gülerek diyor ki sırtıma tık tık yapıp..
“seni mail yapcam internete gircem vınn Antalya’ya göndercem” dedi.. yuh..kal geldi hepimize...
“nasıl döncem” dedim.. düşündü ciddi ciddi.. tekrar tık tık yapıp sırtıma, “vınn geri geldin işte” dedi J
Bay bilmiş...
Eve döndük.. gene diş fırçalarken yumurtladı.. bu diş fırcalama seanslarımızda çok şey öğreniyorum onunla ilgili..
“bana montumu giymeyi öğretir misin” dedi
Birşeyi öğrenmek istemesi hem hoşuma gitti, hem de bunun tecrübesininin onu üzmüş olabileceğini düşünüp üzüldüm.. biri birşey mi dedi ki.. bazen öğretmeni giydiriyormuş bazen Ali Amca’sı(servisçi)
“şimdi mi yarın akşam mı” diye sordum.. “şimdi” dedi. Tabi kalkışınca da cıvıttı.. neredeyse tüm öğrenme niyetlerimizde cesareti yok, hep cıvıtıyor.. denemek bile istemiyor..yapamam ben diyor...
“dünyada ne kadar öğrenecek şey var” diye sordu akşam.. “oo çook sonsuz tane” dedim.. benim kaç yaşımda ne öğrendiğimi sordu.. ben gene konuyu “çorba yemeyi öğrenme”ye getirdim... “hiçbir zaman çorba istemem ben de” dedi sırıtarak çözüm olarak J
Bayılıyorum bu çözümlere..
Bu arada geçen gün “2010 yeni bir yıl geldi” demiştim.. “inşallah iyi şeyler getirir yeni yıl bize” dedi J
Pekmez içiriyorum 1 tatlı kaşığı sabahları..
Zıplamaya başlıyor pekmez sonrası.. enerjin mi geliyor hemen diyorum..”titretiyor bu pekmez beni üşütüyor” diyor..
Bu arada babası ve kendisi kendisine “ayarsız enerji” ismini takmışlardı bir süredir.. bu sıfatlar dolaşıp duruyor evin içinde sabah sabah J
Dışardan ve sonradan baktığında aslında çok eğlenceli oluyor sabahlarımız. :) yaşarken aceleden hep sıkıntılı gibi gelse de..aslında çook zevkli gerçekten..
09.02.2010
Tatil geldi geçti, hiç eğlendiremedik oğluşumu.. geçen gün dedi zaten..çok büyüdü bu ya maşallah. Lafları büyük insan gibi...
“biz haftasonları hiç bir yere gitmiyoruz zaten” öylece kaldım nasıl yani nasıl böyle düşünebiliyor..atasözleri ve deyimleri öğrensin istiyorum kullanmaya başladı yavaş yavaş.. geçen gün “paçaları sıvamak” lafını kullandı ve doğru kullandı. Dün akşam da bir cümle kurdu tombala oynarken.. sonra da “atasözü gibi oldu bu sözüm” dedi, çok güldük..
Yılbaşından bu yana her akşam tombala oynuyoruz babanede istisnasız..bakalım bundan ne zaman sıkılacak... Cumartesi akşam da satranca başladık... bakalım nasıl gidecek...
“Hıçkırık tuttum” diyor.. J içinden 40’a kadar sayıyor her seferinde.. birinde hıçkırıktan şikayet ettiğinde öyle deyip rahatlatmaya çalışmıştım çocumu, istisnasız her seferinde sayıyor şimdi... geçen gün 89’da geçti diyordu J
Hala çok iştahsız zorla yedirmeye çalışıyoruz. Kilosu 17.1.
25.01.2010
Hava öyle soğuk öyle soğuk ki, birkaç senedir bu kadar soğuk olmamıştır heralde. Haftasonu hava sıcaklık dereceleriyle uğraştı durdu zaten oğluşum. Bugün Pazartesi de –‘lere düşecekmiş deyip duruyordu.. gece babanesinde kaldı, sabah telefonda konuşurken hava sıcaklıklarını soruyor.. diyaloğumuz aşağıdaki gibi:
“Sabah arabada -1 gösteriyordu, otobana çıkınca -1.5 a kadar düştü, sonra -1 oldu, işe varırken de 0 dereceye yükseldi ardacım...
Yani anlıycan gösterge -1 ile 0 arasında gitti, geldi annişkom..”
Hiç düşünmeden ...
“-1.5 ile 0 arasında diceksin akıllım...”
“Tamam pardon pardon”


0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home